Güneş'i Dünya'da üretmek mümkün mü?
Newton'un ortaya koyduğu evrensel çekim yasası, gökcisimlerinin hareketini açıklamada yeni bir çağ başlattı. Buna rağmen insanlığın uzaya çıkabilmesi için yaklaşık üç yüzyıl boyunca yeni mühendislik çözümleri geliştirmesi gerekti. Elektriğin temel ilkeleri keşfedildiğinde de sanayi bir gecede değişmedi. Bilgi, ancak teknolojiye dönüştüğünde toplumsal karşılığını buldu. Füzyon enerjisi bugün benzer bir eşiği temsil ediyor. Fizik, yıldızların nasıl enerji ürettiğini büyük ölçüde açıklıyor. Buna karşılık aynı süreci Dünya'da sürekli, güvenli ve ekonomik biçimde gerçekleştirebilecek bir sistem henüz kurulabilmiş değil. Bu nedenle füzyon araştırmaları, yalnızca yeni bir enerji kaynağı arayışından ibaret değil; bilginin teknolojiye dönüştürülme kapasitesinin sınandığı en büyük bilimsel girişimlerden biri olarak öne çıkıyor.
Güneş'in merkezinde yaklaşık 15 milyon santigrat derece sıcaklık ve olağanüstü yüksek basınç altında hidrojen çekirdekleri birleşerek helyuma dönüşür. Bu süreçte açığa çıkan enerji, milyarlarca yıldır Güneş'in ışığını ve ısısını üretmeye devam ediyor. Fizikçiler bu mekanizmayı uzun yıllardır biliyor. Asıl mesele, yıldızların doğal ortamında gerçekleşen bu olayı laboratuvar ölçeğinde birkaç saniye gözlemlemek değil; onu onlarca yıl güvenilir biçimde çalışabilecek bir enerji sistemine dönüştürebilmek.
İlk bakışta bu yalnızca sıcaklık problemi gibi görünebilir. Oysa mesele bundan çok daha karmaşıktır. Dünya'da Güneş'in merkezindeki kadar yüksek basınç oluşturulamadığı için plazmanın yaklaşık 100 ila 150 milyon santigrat dereceye kadar ısıtılması gerekiyor. Böyle bir sıcaklıkta hiçbir katı malzeme varlığını koruyamaz. Bu nedenle plazmanın reaktör duvarlarına temas etmeden, son derece güçlü süperiletken mıknatıslarla manyetik alan içinde tutulması gerekiyor. Birkaç milisaniyelik dengesizlik bile plazmanın kararlılığını bozabiliyor. Füzyon araştırmalarının onlarca yıldır karşı karşıya olduğu en........
