Gandhi'den vejetaryen şirkete
Sayıların, istatistiklerin ve büyüme hedeflerinin o soğuk, genellikle de "etçil" bir dünyası vardır. Fakat bazen, kapitalizmin o devasa ve gürültülü çarkları arasında öyle bir ironiyle karşılaşırsınız ki, kendinizi bir anda postmodern bir romanın tam ortasında buluverirsiniz.
Geçtiğimiz günlerde Qnet’in TOÇEV (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) ile düzenlediği basın buluşmasındaydım. Alışılagelmiş kurumsal basın toplantısı refleksimle, masaya gelecek ve adet yerini bulsun diye yenilecek o "standart menü"yü beklerken, önüme bütünüyle vejetaryen bir tabak kondu. Önce hafif bir şaşkınlık, ardından gelen o meşhur aydınlanma anı: Meğer Asya kökenli bu dev doğrudan satış şirketinin kurucuları sıkı birer vejetaryenmiş. Hatta mesele sadece tabaktaki yemek değilmiş; şirket kültürünün tam merkezine Mahatma Gandhi'nin felsefesini, onun şiddetsizlik ve tüm canlılara saygı ilkesini yerleştirecek kadar dokunulmaz, sarsılmaz bir temel değerden bahsediyoruz.
Düşünsenize; dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren, küresel ticaretin tam göbeğinde yer alan bir şirketin tepe yönetiminde, pazar payı savaşlarının yanı sıra "Acaba basın buluşmasında kinoa mı servis etsek, yoksa ızgara sebze mi?" ciddiyeti de var. Kurumsal dünyanın o acımasız, dişli........
