menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu'nun kaderi 2. bölüm

6 0
06.02.2026

Şahsiyetlerini kaybettiler. İran ve Tunus’ta başörtüsü ile sokağa çıkmak yasaklandı. Güney Yemen ateizmi resmen benimsedi. Umman’da kadınlar yalnız başlarına sokağa çıkmaktan men edildiler. Eşleri ve birinci derece akrabaları olan bir erkekle birlikte, ancak günün belli saatlerinde çarşaflı ve peçeli olarak çarşı, pazar, hastane, türbe ve camii gibi yerlere gidebilirlerdi.

Monarşiler İslam adına ezdiler halkı, diktatörlükler modernleşmek için. Ama ezme ve ezilme filleri değişmedi. Darbeler, ihtilaller oldu ama gelen gideni arattı. Her rejim değişikliğinde zulüm ve yolsuzluklar katmerlendi. Diktatörler sömürünün yanında anlamsız, gereksiz ve lüzumsuz savaşlara soktular halklarını.

Bu ortamda Seyit Kutup ve Mevdudi’nin başlıca ideologları oldukları siyasal İslamcılık hızla yayıldı. Suudi Arabistan, Selefi-Vehhabiliği yaymak için büyük bütçeler ayırdı. Vehhabilik mevzi kazandıkça güçlenecekler ve İslam dünyasının lideri olacaklardı. Böylece Ortadoğu halkları Şii-Sünni-Selefi-Vehhabi-Batıcı-BAAS-Sosyalist gibi görüşleri benimseyen gruplara bölündü. Demokrasi ve demokrasi kültürü olmayınca bu bölünme düşmanlaşmayı da beraberinde getirdi.

Ülkelerin kalkınamaması, halkların fukaralığı, yolsuzluklar, zulüm ve İsrail karşısında düşülen acizlik, monarşileri de diktatörlükleri de zayıflatırken, hiçbir ülkede iktidar olamayan ama her yerde örgütlü olan siyasal İslamcıları güçlendirdi. Hiçbir yerde iktidar olamadıklarından başarısızlıkta pay sahibi değildiler. Siyasal İslam’ın en güçlü temsilcisi olan Müslüman Kardeşlere (İhvan) Arap devletlerinin hepsi düşmandı. Zira İhvan hem şeriatçı hem de cumhuriyetçiydi.

Sovyetlerin 1979 yılında Afganistan’ı işgal etmesi Ortadoğu’yu derinden etkiledi. İşgale direnmek için etnik, mezhep hatta tarikat bazlı mücahit örgütleri kuruldu. Mücahitlerin başlıca sponsoru Suudilerdi.........

© Analiz