menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Ortak Savunma Anlaşması: Orta Doğu'da yeni bir güvenlik mimarisi

26 0
12.08.2026

Bağımsız Araştırmacı Dr. Erman Tatlıoğlu, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın bölgesel güvenlik dengelerine ve anlaşmanın tarafı olan ülkeler üzerindeki olası etkilerini AA Analiz için kaleme aldı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Orta Doğu ile Güney Asya'yı birbirine bağlayan güvenlik kuşağında önemli bir dönüşümün başlangıcı olarak değerlendirilebilir. Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngören kolektif savunma ilkesi, anlaşmayı klasik askeri işbirliği mekanizmalarının ötesine taşıyor. Mekke'de atılan adım, bölge ülkelerinin değişen tehdit ortamı karşısında güvenliklerini yalnızca dış aktörlerin sağladığı garantilere bırakmak yerine kendi imkanlarını bir araya getirme arayışını yansıtıyor. Türkiye'nin askeri tecrübesi ve savunma sanayi, Pakistan'ın askeri ve nükleer kapasitesi ve Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü birlikte değerlendirildiğinde üçlü yapı önemli bir stratejik potansiyel taşıyor.

Anlaşmanın temelleri, 17 Eylül 2025'te Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması'na uzanıyor. Riyad ve İslamabad, taraflardan birine yönelik saldırının diğerine de yapılmış kabul edileceğini ilan ederek uzun yıllara dayanan askeri ilişkilerini karşılıklı savunma seviyesine taşıdı. Türkiye'nin sisteme dahil edilmesi ise ani bir karar değildi. Pakistan Savunma Üretim Bakanı Raza Hayat Harraj, Ocak 2026'da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın yaklaşık bir yıldır üçlü savunma düzenlemesi üzerinde görüştüğünü ve taslak metnin hazırlandığını açıklamıştı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da aynı dönemde görüşmeleri doğrulamıştı.

Son dönemde Orta Doğu'daki güvenlik ortamının hızla değişmesi sürece ayrı bir ivme kazandırdı. İsrail-İran geriliminin bölgesel ölçekte genişlemesi, Körfez ülkelerinin füze ve insansız hava aracı (İHA) tehditleriyle karşılaşması, Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik sorunları ile enerji altyapısının daha kırılgan hale gelmesi mevcut güvenlik düzenlemelerinin yeterliliğinin sorgulanmasına yol açtı. ABD'nin bölgedeki askeri varlığı devam etse de Washington'ın uzun vadeli güvenlik taahhütlerine ilişkin soru işaretleri özellikle Körfez ülkelerini ortaklıklarını çeşitlendirmeye yöneltiyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması bu açıdan mevcut ittifakların yerine geçecek bir girişimden ziyade bölgesel ülkelerin kendi güvenlik kapasitelerini güçlendirme arayışının sonucu olarak okunabilir.

Üç farklı kapasite, güçlü bir tamamlayıcılık

Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın güçlü taraflarından biri üç ülkenin büyük ölçüde birbirini tamamlayan imkanlara sahip olmasıdır. Türkiye, NATO içerisindeki uzun askeri tecrübesinin yanı sıra son yıllarda gerçekleştirdiği savunma sanayi atılımıyla üçlü mekanizmanın........

© Anadolu Ajansı Analiz