menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İftira Siyasetin Silahı Olursa: Minderin Dışına Atılan İnsan Değil, Ahlaktır

3 0
yesterday

Siyasette rakibinizi sandıkta yenemiyorsanız ne yaparsınız? Politikanızı anlatmak, projenizi savunmak, rakibinizin yanlışlarını belgelerle ortaya koymak yerine onu “tehlikeli”, “örgütçü”, “hain”, “terörist”, “PKK’lı” ya da “FETÖ’cü” yaftalarıyla tanımlamaya başlarsınız.

Böylece tartışmanın konusu değişir. Artık projeniz, fikriniz veya yönetim anlayışınız konuşulmaz. Rakibinizin kim olduğu değil, hakkında hangi etiketin kullanıldığı konuşulur. Rakip siyaseten değil, algıyla minderin dışına atılır. Kaybeden yalnızca hedef alınan insan değildir; minderin dışına atılan asıl değer ahlaktır.

Hele mesele bir makamı veya koltuğu koruma refleksine dönüşmüşse tehlike büyür. Karşısında alternatif olabilecek herkesi ağır ithamlarla toplumun gözünden düşürmek, siyaseti rekabet olmaktan çıkarır; korku ve yafta üzerinden yürütülen bir mücadeleye dönüştürür.

Oysa siyasette rakibinizin olması, onun düşmanınız olduğu anlamına gelmez. Rakibinizin güçlenmesinden endişe etmek, onu suçlama hakkı vermez. Bir insanı yenememek, onu kirletme hakkı değildir.

Türkiye, farklı dönemlerde bunun acı örneklerini yaşadı. Doğu ve Güneydoğu’da somut deliller olmadan insanların terör örgütleriyle ilişkilendirildiği dönemler oldu. 15 Temmuz sonrasında da “FETÖ’cü” yaftasının, bazı tartışmalarda hukuki tespitten ziyade siyasi ve sosyal bir etiket olarak kullanılabildiği görüldü.

Burada kritik ayrım şudur: Terör örgütüyle ilişkisi somut delillerle ortaya konulan kişi hakkında hukuk gereğini yapmalıdır. Suç varsa soruşturulmalı, delil varsa değerlendirilmeli, mahkeme kararı varsa saygı duyulmalıdır. Mesele hukuka karşı çıkmak değil; hukukun yerine söylentinin geçirilmesidir. Çünkü iddia başka şeydir, delil başka. Şüphe........

© Amida Haber