Diyarbakır’da sorun yağmur mu, planlama mı?
Yaklaşık 20 yıllık bir belediye çalışanı olarak, sosyal medya hesaplarında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine yönelik hakarete varan eleştiriler karşısında konu ile ilgili birkaç kelam etmek istedim.
Diyarbakır'da son günlerde etkili olan yağışların ardından çok sayıda cadde ve sokak su altında kaldı, evler ve iş yerleri zarar gördü, bazı alt geçitlerde ve ana arterlerde ulaşım aksadı. DİSKİ'nin açıklamasına göre kent merkezinde 205 noktaya müdahale edildi, ALO 153'e 322 ihbar ulaştı, 3 ev ve 22 iş yerinde su tahliyesi gerçekleştirildi.
Bu tablo, Diyarbakır'ın kentsel altyapısını ve yağmur suyu tahliye sistemini yeniden tartışmaya açtı. Ancak bu tartışmayı yalnızca son yağışlar üzerinden yürütmek yeterli değildir. Asıl mesele, kentin yıllardır biriken altyapı sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik yerel yönetim politikalarıdır.
Öncelikle hakkaniyetli bir değerlendirme yapmak gerekiyor: Diyarbakır'ın bugünkü yağmur suyu altyapısı, iki yıllık bir yönetim döneminde oluşmadı. Kentin plansız büyümesi, geçmiş dönemlerdeki imar tercihleri, altyapı yatırımlarının yetersizliği ve yağmur suyu sistemlerinin kentleşmenin hızına ayak uyduramaması yıllar içinde birikmiş sorunlardır. Örneğin 8 yıllık kayyum yönetiminin Diyarbakır da yapmış olduğu alt yapı yatırımı var mıdır? buna bakmak lazım.
Dolayısıyla bugün yaşanan bütün sorunların sorumluluğunu yalnızca iki yıldır görevde olan mevcut yönetime yüklemek doğru değildir. Ancak bu tespit, bugünkü yönetimin sorumluluğunu da ortadan kaldırmaz. Çünkü bir yönetim göreve geldiğinde yalnızca belediyenin imkânlarını değil, geçmişten devraldığı sorunları da devralır. İki yıllık görev süresi, en azından mevcut sorunların bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, risk haritalarının hazırlanması, önceliklerin belirlenmesi ve kalıcı çözüm programlarının kamuoyuyla paylaşılması için önemli bir süredir. Asıl sorgulanması gereken de budur.
Meteoroloji verilerinde Diyarbakır Bağlar istasyonu için 29 ve 30 Ekim tarihlerinde farklı 24 saatlik ölçüm periyotlarında 38,9 ve 13,3 kilogram/metrekare yağış bildirilmiştir. (Diyarbakır merkezindeki Bağlar istasyonunu esas alırsak yaklaşık 52,2 kg/m² yağış ölçülmüş.)
Bu miktar kesinlikle önemsiz bir yağış değildir. Avrupa'da da bu miktar, özellikle 24 saatlik sürede düştüğünde, su baskını uyarısı gerektirebilir. Yağmur sularının tahliye edilememesi, kanalizasyon ve yağmur suyu altyapısının yetersizliği su baskınlarına neden olabilir. Ancak önemli bir ayrım var: 52 kg yağışın iki güne yayılması ile birkaç saatte düşmesi aynı şey değildir.
Bu iki değerin doğrudan toplanarak kesin 48 saatlik toplam kabul edilmesi doğru değildir. Ayrıca 30 Ekim sabahı bir saatlik ölçümde 5,8 kilogram/metrekare yağış kaydedilmiştir.
Bu miktar, tek başına olağanüstü bir yağış olarak nitelendirilemez. Elbette bir istasyonun ölçümü bütün kentin aldığı yağışı temsil etmez. Ancak kentte yaşanan su baskınlarıyla birlikte değerlendirildiğinde önemli bir soruyu gündeme getirir:
Diyarbakır'ın yağmur suyu tahliye altyapısı hangi yağış........
