Söylenemeyenler…
Gönül şehrine hapsettiğimiz, gönül dilince vasfettiğimiz ay yüzlü yâr gün gelir olur bize ağyar. Ve biz o zaman üstat Nedim’in şu beytini hatırlarız:“Yok bu şehir içre senin vasfettiğin dilber NedimBir peri suret görünmüş, bir hayal olmuş sana.”Üstadımız halimize tercüman olmuştur gerçi amma ve lakin tercüme eksiktir. Zira o ay yüzlü yârin bir hayal olduğunu fark ettiğimizde dünya bir zindan, şehirler bir azap hücresi olur bize. Ve gönül şehrimizin sokakları ıssızlığa mekandır artık. Gönül dilimiz lal olmuştur.Ve üstat Fuzuli teşrif eder tam bu sırada. Bağdat çöllerin ateşiyle tutuşmuş gibidir dizeleri, yakar bizi ve muhtemelen yakar üstadın yüreğini; çünkü üstat Nedim’in tercümesindeki eksikliğe çaredir dizeleri. Şöyle........
