Sırrı Süreyya Önder'in Kızı Ceren Önder'den Kılıçdaroğlu'na Yanıt
ÖZGÜR ÖZEL'İN LİDERİ OLDUĞU CHP 31 MART 2024 YEREL SEÇİMİ'NDE 17.409.137 OY ALARAK AYNI SEÇİMDE 16.341.212 OY ALAN AK PARTİ'Yİ GERİDE BIRAKMIŞTI...
YUNANİSTAN'IN TURİZM GELİRİ ELDE ETME KONUSUNDA TÜRKİYE'DEN DAHA BAŞARILI OLDUĞU BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKARKEN
9.897.115 nüfuslu Yunanistan'ın 2025 yılı toplam turizm geliri bir önceki yıla göre yaklaşık %9,4 artarak 23,63 milyar euro (27 milyar dolar) olarak gerçekleşti. Ülke bu dönemde yaklaşık 38 milyon uluslararası ziyaretçi ağırlayarak güçlü bir performans sergiledi...
87.926.082 nüfuslu Türkiye'nin 2025 yılındaki toplam turizm geliri bir önceki yıla göre %6,8 artış göstererek 65 milyar 230 milyon 749 bin dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde ülkeyi ziyaret eden toplam kişi sayısı ise bir önceki yıla kıyasla %2,7 artarak 63 milyon 917 bin 57 kişi oldu...
OSMAN KAVALA'NIN 1926 DOĞUMLU ANNESİ OĞLUNUN CEZAEVİNDEN ÇIKMASINI BEKLERKEN
Sırrı Süreyya Önder, 2013 yılındaki Nevruz kutlamalarında yaptığı konuşma gerekçe gösterilerek "terör örgütü propagandası yapmak" suçundan aldığı 3,5 yıllık hapis cezasının onanması üzerine 6 Aralık 2018 tarihinde Kandıra F Tipi Cezaevi'ne girmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair kararı sonrasında 4 Ekim 2019 tarihinde tahliye edilmiştir.303 gün cezaevinde kalmıştır...Sırrı Süreyya Önder'in milletvekili dokunulmazlığı ilk olarak 20 Mayıs 2016 tarihinde TBMM'de kabul edilen geçici anayasa değişikliğiyle kaldırılmıştır...20 Mayıs 2016 tarihinde kabul edilen 6718 sayılı Kanun ile o tarihe kadar Meclis'e ulaşmış tüm fezlekeler için dokunulmazlıklar tek seferlik kaldırılmıştır. Önder, 2013 Taksim Gezi Parkı olayları esnasında biber gazı fişeğinin isabet etmesi sonucu hastaneye kaldırıldı. Önder, Abdullah Öcalan ile Türk Hükûmeti arasında 28 Şubat 2015'te Dolmabahçe Mutabakatı'na yol açan diyalog için arabuluculuk yapan HDP'li siyasetçilerden oluşan bir heyetin parçasıydı...Önder, 12 Eylül 1980 askeri darbesi döneminde de siyasi faaliyetleri nedeniyle tutuklanmış, Mamak ve Ulucanlar gibi cezaevlerinde toplam yedi yıl hapis yatmıştı...
HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 4 Kasım 2016 tarihinde sabaha karşı Diyarbakır'daki evinde gözaltına alınarak tutuklandı. Aynı gün çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanma kararı verilerek Edirne F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi.3518 gündür özgür değil...
HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 4 Kasım 2016 tarihinde gözaltına alınarak tutuklanmış ve hapse girmiştir. Mayıs 2024'te toplam 30 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmış olup tutukluluk hali devam etmektedir...3518 gündür özgür değil...
Avukat Can Atalay, Gezi Parkı davası kapsamında yargılandığı İstanbul 13. Ağır Mahkemesi'nin kararıyla 25 Nisan 2022 tarihinde tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.1520 gündür özgür değil...
Osman Kavala, 18 Ekim 2017'de gözaltına alındıktan sonra 1 Kasım 2017 tarihinde tutuklanarak Silivri Cezaevine gönderildi. Kavala 18 Şubat 2020: Gezi Parkı davasından beraat etmesine rağmen cezaevinden çıkmadan başka bir soruşturma (15 Temmuz) nedeniyle aynı gün tekrar gözaltına alındı ve 19 Şubat 2020'de yeniden tutuklandı.
25 Nisan 2022: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Kavala'ya "hükûmeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Kavala, 3170 gündür özgür değil...
CEREN ÖNDER KANDEMİR'İN AÇIKLAMASI
"İyi hatırlanmayacaksınız!"
Sırrı Süreyya Önder'in (1962-2025) kızı Ceren Önder Kandemir, milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması kararından pişman olmadığını söyleyen Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki gösterdi. Kandemir, babasının dokunulmazlığının kaldırılmasının ardından hapse girdiğini ve cezaevinde sağlık sorunları yaşadığını hatırlatarak, bu süreçte mağdur olan insanların yaşadığı acıların sorumluluğunun Kılıçdaroğlu'nun üzerinde olduğunu savundu. Kandemir, "78 yaşında birine bela okuyacak değilim fakat dokunulmazlıkların kaldırılmasından bugüne dek tutsak edilmiş, ruhunda onarılmaz yaralar açılmış, çocuklarının büyüdüğünü görememiş, aile üyelerini toprağa vermiş ve cenazesine bile gidememiş herkesin ahı her gece ve gündüz, bu dünyada ve ahirette üzerinizdedir. İyi hatırlanmayacaksınız" ifadelerini kullandı.
ZEYNEL EMRE'NİN AÇIKLAMASI
CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, "CHP Grup Başkanı Özgür Özel'in yeni parti kuracağı" iddiasına ilişkin, "Biz, CHP'nin seçilmiş organlarıyız, haklıyız. Halkımız, üyelerimiz, delegeler bizim yanımızda. Sadece arkanıza bir tane adliyeyi alıp da CHP gibi partiyi yönetebileceğini kimse düşünmesin." dedi.
Emre, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, CHP Grup Başkanı Özel başkanlığında yaptıkları toplantıda gündeme, partilerine ve yol haritalarına dair değerlendirmelerde bulunduklarını aktardı.
Özel'in geçen hafta gerçekleştirdiği il gezilerine değinen Emre, halkın Özel'e yönelik ilgisini herkesin gördüğünü savundu.
Parti yönetiminde delegelere, parti üyelerine ve seçilmişlere rağmen kimsenin başarılı olma ihtimalinin olmadığını ifade eden Emre, "Bu hafta itibarıyla yarın 13.30'da haftalık grup toplantımızı Gazi Meclis çatısı altında gerçekleştireceğiz." diye konuştu.
CHP Genel Merkezi tarafından İzmir İl Başkanlığına Utku Gümrükçü'nün atanmasını eleştiren Emre, Gümrükçü'nün görevini devralması sırasında yaşanan gerginlik görüntülerini "çirkin" diye nitelendirdi.
Emre, CHP'nin son yerel seçimlerde İzmir Büyükşehir Belediyesinin yanı sıra kentteki 30 ilçeden 28'ini kazandığını belirterek, "Bir ilde bir örgüt daha nasıl başarılı olabilir?" diye sordu.
Partisine ilişkin olağanüstü kurultay tartışmalarına değinen Emre, "Deniliyor ki 'kurultay süreçleri 4-5 ay sürer.' Bu, zaman kazanmak adına söyleniyor. Yani '4-5 ay' denilip de zamana yayılarak mevcut tükenmiş iktidarın ekmeğine yağ sürülmek istenmektedir." ifadelerini kullandı.
Dış politikaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan, bu konuda "sınıfta kalındığını" iddia eden Emre, ABD ile İran arasındaki İsviçre'de yapılan görüşmelerde Pakistan ve Katar yer alırken Türkiye'nin bu işin hiçbir yerinde olmadığını savundu.
Emre, kamuoyunda "12. Yargı Paketi" olarak bilinen Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'ne ilişkin ise "Ne Arap saçına dönüşen infaz hukuku ile ilgili bir düzenleme var ne tarafsızlık ve bağımsızlığını kaybeden yargının işleyişiyle ilgili bir düzenleme var ne de hakim ve savcıların meslekteki terfi ve atamasına yönelik bir iyileştirme var. Baktığımız zaman aslında bu yargı paketi de bundan öncekiler gibi hiçbir esaslı konuyu düzeltecek nitelikte görünmüyor." açıklamasında bulundu.
Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Emre, "Yürüyüş Partisi" adında yeni bir parti kurulacağı iddiasına ilişkin, CHP Grup Başkanı Özel'in bu konudaki ifadelerini hatırlattı.
Bu konuda tüm hukuki süreçleri işleteceklerini belirten Emre, "İşgal durumu devam ederse, Genel Başkanımız (Özgür Özel) onu bir felaket durumu olarak tarif etti, o zaman elbette farklı yollar, arayışlar olacaktır. Ama bugün itibarıyla biz bunları henüz konuşmadık. Biz, CHP'nin seçilmiş organlarıyız, haklıyız. Halkımız, üyelerimiz, delegeler bizim yanımızda. Sadece arkanıza bir tane adliyeyi alıp da CHP gibi partiyi yönetebileceğini kimse düşünmesin." dedi.
Emre, partisinin İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın'ın hakkındaki tedbir kararının kaldırılmasının ardından grup başkanvekilliğine iadesiyle ilgili Meclis Başkanlığıyla görüşmelerinin olup olmadığına dair soru üzerine de "Çeşitli görüşmeler oldu ve Gökhan Bey görevine devam edecek. Orada bir sorun yok." diye konuştu.
SER-AR ARAŞTIRMA ANKETİ
CHP'nin Logosu Yüzde 20 alır mı?
1999 Deniz Baykal ve 2026 Kemal Kılıçdaroğlu Süreçlerinin Karşılaştırmalı Analizi
1999 Genel Seçimi'nde CHP ,71 oranında oy aldı; yani 2.716.096 oy; 49 milletvekili çıkardı...
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 1999 genel seçimleri öncesinde yaşadığı süreç ile 2026 yılında ortaya çıkan gelişmeler arasında dikkat çekici benzerlikler bulunmaktadır. Parti içi yönetim anlayışı, seçmen davranışlarının okunması ve siyasal stratejiler açısından iki dönem arasında önemli paralellikler göze çarpmaktadır.
1- Parti İçi Tasfiyeler ve Temsil Sorunu
1999 seçimleri öncesinde Deniz Baykal yönetiminin, Murat Karayalçın ve Erdal İnönü çizgisine yakın kadroları tasfiye etmesi, CHP'nin sosyal demokrat tabanıyla arasındaki bağı zayıflatmıştır. Benzer şekilde, 2026 yılında Kemal Kılıçdaroğlu'nun parti içi muhalefete yönelik tutumu da parti tabanında yeni bir temsil ve aidiyet krizine yol açmaktadır. Her iki dönemde de çoğulculuğun zayıflaması, seçmen desteğinin aşınmasını beraberinde getirmiştir.
2- Kurumsal İstikrar ve Siyasi Güven Sorunu
1999 yılında Türkbank süreci sonrasında CHP, istikrarı zorlayan bir siyasi aktör olarak algılanmıştır. 2026 yılında ise mutlak butlan tartışmaları, CHP'nin ve muhalefetin kurumsal bütünlüğünü zedeleyen bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Parti, toplumun sorunlarından çok kendi iç gündemiyle anılır hâle gelmiştir.
3- Siyasal Konjonktürü Okuyamamak
1999 seçimlerinde Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının ardından yükselen milliyetçi dalga DSP ve MHP'ye yönelirken CHP bu değişimi doğru okuyamamıştır. Günümüzde de benzer şekilde yükselen milliyetçi eğilimler karşısında CHP etkili bir siyasal pozisyon geliştirememekte, bu seçmen kitlesi Zafer Partisi ve İYİ Parti'ye yönelmektedir.
4- Toplumsal Taleplerden Uzaklaşma
1999'da 28 Şubat atmosferi içerisinde toplumun önceliklerinden uzaklaşan CHP, geniş seçmen kitleleriyle bağ kurmakta zorlanmıştır. 2026 yılında da parti içi ve hukuki tartışmaların ön plana çıkması, ekonomik ve sosyal sorunların geri planda kalmasına neden olmaktadır.
1999 yılında CHP'yi baraj altında bırakan temel dinamikler ile 2026 yılında ortaya çıkan gelişmeler arasında güçlü benzerlikler bulunmaktadır. Parti içi tasfiyeler, değişen siyasal atmosferin doğru okunamaması, kurumsal istikrarın zedelenmesi ve toplumsal taleplerden uzaklaşılması, CHP'nin yeniden bir temsil krizi yaşadığını göstermektedir.
Bu tablo, uzun yıllardır dile getirilen "CHP logosu tek başına yüzde 20 oy alır" şeklindeki siyasal kabulün artık sorgulanmasını zorunlu kılmaktadır. Siyasal partiler tarihsel aidiyetlerle değil, güncel performanslarıyla ayakta kalır. Mevcut eğilimler dikkate alındığında, CHP'nin ilk genel seçimde yüzde 20 eşiğinin altına gerilemesi sürpriz değil, izlenen siyasi çizginin doğal sonucu olarak değerlendirilmelidir.
CEMİL TUGAY'IN AÇIKLAMASI
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkeme kararıyla CHP'nin başına getirilmesini gerekçe göstererek partisinden istifa etti...
Tugay, istifa açıklamasında, "Yaşamım boyunca bu mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğim. Ancak 'Mutlak Butlan CHP'si' bu mücadelenin çatısı değildir. Büyük bir üzüntüyle ve bir gün geri dönebilme umuduyla CHP üyeliğimden istifa ediyorum. Bundan sonraki süreçte bağımsız olarak İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi sürdüreceğim" ifadelerini kullandı.
Tugay'ın ardından İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Zafer Levent Yıldır, belediye meclis üyeleri Mustafa Özuslu ve Atilla Baysak ile CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Selis Çelik de partilerinden ayrıldı.
CHP'nin kalesi olarak bilinen İzmir'de belediye başkanları 2004'ten bu yana kesintisiz olarak CHP'den seçiliyordu.
Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP'de Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) bazı illerle birlikte İzmir örgütü için de aldığı karar krize yol açmıştı.
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç'ün görevden alınarak il yönetiminin tasfiye edilmesi ve yerine eski Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü'nün atanması Tugay'da rahatsızlık yaratmıştı.
Özgür Özel, Tugay'dan istifa etmemesini isterken, İzmir'deki son atamaları gerekçe gösteren Tugay'ın istifa etmekte kararlı olduğunu söylediği öğrenildi.
Tugay'ın İzmir'le ilgili adımların ne kendisine ne de il örgütüne danışılmadan atılması üzerine kararını netleştirdiği belirtiliyor.
Öte yandan bazı isimlere göre de iktidarın son dönemde İzmir'de yoğunlaşan operasyonlarından tedirgin olan ve tutuklanacağını düşünen Tugay bağımsız kalarak tehlikeyi kendinden ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden uzaklaştırmayı hedefliyor olabilir.
"Belediye başkanlarımız savaş günleri yaşıyor"
Özgür Özel yönetiminin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek, CHP'li belediyelerin yaşadıklarını "savaş ortamına" benzetti.
Zeybek, Tugay'ın ve il örgütünün butlan ekibince hiçe sayıldığını belirterek şunları kaydetti:
"AK Parti'nin yargı kollarıyla göreve gelmiş olan butlan yönetimi, Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan herhangi bir görüş alma gereğini bile hissetmeyecek kadar siyasetten uzak, siyasetin realitesinden uzak. Bu, Büyükşehir Belediye Başkanı'nı yok saymak anlamına gelir."
Zeybek, CHP'li belediye başkanlarının içinde bulundukları durumu şu sözlerle özetledi:
"Belediye başkanlarımızın her biri sıranın kendisine gelmesini bekleme modunda. Bu şöyle bir şey; savaş dönemlerinde evlerinden toplanan insanları hatırlayın. Kapı çalınacak ve sizi alıp götürecekler. Şu an Türkiye bu durumda. Belediye başkanlarının ve ailelerinin yaşadığı duygu durumu bu; sabah erken kapı çalınıyorsa alınmaya geldik duygusu."
Sadece CHP üyeleri ya da belediye başkanları değil bazı milletvekilleri de butlan kararının gelmesiyle istifa etmek istediler ancak Özel tarafından "mücadele etmeden parti bırakılmaz" denilerek durduruldular.
CHP'nin mahkemece görevden uzaklaştırılan genel başkanı Özgür Özel, Denizli'de katıldığı bir etkinlikte istifa taleplerine dair şunları söyledi:
"İzmir Belediye Başkanımız da tepki olsun diye istifa etmiş. İstifa etmeyin, bekleyin. Çare kalmazsa birlikte karar vereceğiz."
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tugay: İstifa öncesi Özel ile düşüncemi paylaştım
“CHP’den istifa ettim ama dünya görüşümde, siyasete bakış açımda bir değişiklik yok”
CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay açıklama yaptı.
İstifa sürecinin ayrıntılarını paylaşan Tugay, “İhraçlar, atamalar, kötü bir noktaya gidiyor. Buna tepki göstermemiz gerektiğini düşünüyordum. Bu yönde bir adım atmayı çalıştım" ifadelerini kullandı.
Sözcü'ye konuşan Tugay, şunları söyledi:
"Genel Başkanımız Özgür Özel’in, çözüm için çok dikkatle yapılabilecek her şeyi tüketene kadar bu süreci takip edeceğini görüyordum. Ama diğer........
