Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel'in En Yeni Açıklamalarına Katılmamak Mümkün Değil
Bülent Ecevit'in genel başkanı olduğu CHP, 5 Haziran 1977 genel seçimlerinde yüzde 41,38 oranında oy almıştı...
Net-Ar Anketi Işık Hızıyla mı Yapıldı?
Özgür Özel'in "Yeni Partisi"nin oy oranını yüzde 32,4, AK Parti'nin oy oranını yüzde 29,4, DEM'in oy oranını yüzde 7,2, İYİ Parti'nin oy oranını yüzde 5,3, MHP'nin oy oranını yüzde 5,2, Saadet Partisi'nin oy oranını yüzde 4,9, Yeniden Refah'ın oy oranını yüzde 3,4, Zafer Partisi'nin oy oranını yüzde 2,9, Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin oy oranını yüzde 2,7 gösteren Net-Ar anketini Murat Kızılboğa şöyle değerlendirdi:
"Net-Ar imzasıyla paylaşılan bu son anket çalışması, siyasal sosyoloji ve kamuoyu araştırmaları kriterleri açısından soru işaretleri barındırıyor; gerçeklik zemininden teknik açıdan oldukça uzak görünüyor.
Sektörel bilinirliği henüz yerleşmemiş bir yapının, 4900 kişilik yüksek maliyetli ve geniş ölçekli bir CATI araştırmasını tek başına finanse edebilmesi sektörel rasyonaliteye pek uygun durmuyor.
Cumhur İttifakı blokunun toplam oy oranını 5’in altında gösterip bu erimeyi Saadet Partisi'ne doğru bir oy geçişkenliği üzerinden tanımlamak, teknik olarak temellendirilmesi zor bir veri modellemesidir.
CHP içindeki bölünme senaryolarının medyada henüz yeni dillendirildiği bir evrede bu denli hızlı, organize ve yüksek örneklemli bir saha çalışmasının tamamlanıp raporlanması teknik açıdan oldukça güç.
Belli ki rasyonel parametrelerden ziyade, belirli bir siyasi beklentiye hitap etmek adına aceleyle kurgulanmış bu tablo, veri biliminin objektif kurallarından ziyade bir temenni görüntüsü çiziyor."
Ekrem İmamoğlu Ne Dedi?
Ekrem İmamoğlu: "7 milyon bebek açken sarayın tek derdi ana muhalefete kayyum atamak."
Tutuklu İBB Başkanı ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, “Bebeklerin anne karnında bile yetersiz beslenmesine sebep olduğu bir Türkiye’yiz. Sarayın tek derdi demokrasiye, adalete darbe” dedi.
İmamoğlu, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin sosyal medya hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Bu ülkenin bayramları artık hüzün ve umutsuzluk dolu! Düşün bu milletin yakasından” ifadelerini kullanarak şunları söyledi:
“Bayram arifesinde yüzleşmek zorundasınız. Bu ülkenin bayramları artık hüzün ve umutsuzluk dolu! 2017’de yoksulluk çeken bebeklerin oranı yüzde 36.8 düzeyindeyken, 2026’da yüzde 50’lere tırmanan bir ülke olduk. Son 12 yılda bebek bezinden mamaya tüm temel malzemeler 402 TL’den 6680 TL’ye yükselmiş; tam 16 kat. İktidarın 7 milyon bebeğimize açlık ve yoksulluk yaşattığı, anne karnında bile yetersiz beslenmesine sebep olduğu bir Türkiye’yiz artık! Ancak doğmamış bebeklerimizi bile ağlatan sarayın tek derdi demokrasiye, adalete darbe: Tek imza ile koca üniversiteyi bir gün ara ile aç-kapa yapmak, ana muhalefete kayyum atamak… Düşün bu milletin yakasından.”
CHP Lideri Özel, Erdoğan’ın 13 yıl boyunca yendiği CHP yönetimini yeniden karşısında istediğini belirterek, “Karşımızda 'Mutlak Butlan-Mutlak Sultan' ittifakı var” dedi. Demokrasinin tehlikede olduğunu vurgulayan Özel, “Mücadele mevzi mücadelesi değil, cephe mücadelesi olmalı. Toplumsal muhalefetin bir arada durması inancımızı artırdı” diye konuştu.
CHP Lideri Özgür Özel, BirGün’e çarpıcı değerlendirmelerde bulunarak gündemdeki kritik konu başlıklarına yönelik görüşlerini kayda geçirdi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi’nin kararının ardından yaşanan güncel siyasi gelişmelerin yanı sıra Özel, yeni döneme yönelik yol haritasını da paylaştı.
CHP’nin, “Kamu yetkilerini kendi menfaati için kötüye kullanan, anayasal düzeni ihlal eden iktidar partisinin kuşatması ve işgali altında olduğunu” söyleyen Özel, şu yorumu yaptı:
“Artık bir daha seçim kazanamayacağını gören iktidar parti; milleti adaysız, partisiz, seçeneksiz bırakmak istemektedir. Bunun için milletimizin huzurunu ve refahını feda etmekten çekinmeyen bir sivil darbeye kalkışılmıştır ve bu darbe sürdürülmektedir.”
Tarihi boyunca çok sayıda darbe gören CHP’nin 12 Eylül’de kapatıldığını anımsatan CHP Lideri Özel, “Ama ilk kez başına mahkeme tarafından bir kayyum atanmış, ilk kez seçilmiş kadroları mahkemece görevden alınmış ve ilk kez Genel Merkezi polis zoruyla tarumar edilmiştir” diye belirtti. Yaşananların yalnızca CHP’nin iç meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu mesele, artık milletin istemediği bir iktidar ile 86 milyon arasındadır. Bu mesele, Erdoğan ile Türkiye arasındadır. Artık bir yanda 'Seçilmiş CHP', diğer yanda 'Atanmış CHP' vardır. Erdoğan, CHP’nin başına bir butlan yönetimi atamıştır. Bir yanda 'Kazanan CHP', diğer yanda 'Kaybeden CHP' vardır. Erdoğan 13 yıl boyunca yendiği yönetimi tekrar karşısında istemektedir. O yüzden karşımızdaki yeni ittifak Mutlak Butlan-Mutlak Sultan ittifakıdır. AK Parti Yargı Kollarının aylardır yaptığı saldırıların nedeni, partimizi AK Parti Butlan Kollarına yönettirmek içindir.
Açık konuşalım. Türkiye’de yıllardır kurgulanan bir düzen var. Bu düzen; değişmeyen aktörleri, siyasetçileri dayatan bir düzendir. Müesses nizam, kendi siyaset kurgusu bozulmasın istemektedir. Bu kurguda CHP’ye de bir yer tarif edilmektedir. Kimi 'derin devlet', kimi 'devlet aklı' diyerek bu düzeni savunmaktadır. Bir avuç insanın menfaatine derin kılıflar uydurulmaktadır. Bugünün müesses nizamı, AK Parti'nin kara düzenidir. Müesses nizamın çıkarları ile milletin çıkarları birbirinden ayrışmış, birbiriyle karşıt hale gelmiştir.
Biz 100 yıl önce olduğu gibi bugün de müesses nizamın değil, milletin safında duran kadrolarız. Bu yürüyüş, milletin yürüyüşüdür. Bu yürüyüşü ayakta tutan ilkelerimiz, ideallerimiz ve inancımızdır. Bu yürüyüşte atılan adımlar; çatılar, binalar, koltuklar, makamlar için değil; özgür, bağımsız, adil ve demokratik Türkiye için atılmaktadır. Aslolan mücadele ruhudur.
Müesses nizama işbirlikçi olanlara, kara düzenin sesi olanlara, milletimizin, partimizin, delegelerimizin vermediği görevi başka yerde arayanlara bu yürüyüşte yer yoktur. Cumhuriyet Halk Partisi arınacaksa, bu kara düzene payanda olanlardan arınacak; 'Kazanan CHP' yerine 'Kaybeden CHP'yi isteyenlerden arınacak. Çünkü artık kimse bizi yenilgiye alıştıramayacak. Ya müesses nizamın paslı zincirleri bu milleti saracak ya da milletimiz zincirleri kırıp yoluna devam edecek. Mesele budur.”
CHP’ye polis zoruyla girilen 24 Mayıs’ın Türkiye için bir milat olduğunu ifade eden CHP Lideri Özel, sözlerini şöyle noktaladı:
“O tarihten sonra öncesi ve sonrası vardır. O tarihten sonra seçilmiş iradenin, demokrasi ve adaleten yanında olanlar amasız ve fakatsız bizim yanımızdadır. Genel Merkezden meclise, millete doğru yürüyüş; eski, köhnemiş, yozlaşmış kara düzeni sarayıyla, kuklalarıyla geride bırakıp milletle yeni bir düzeni kurmak için başlayan bir yürüyüşür.
Hedef sadece CHP değildir. Tüm demokratik sistemimiz tehlikededir. O yüzden mücadele bir mevzi mücadelesi değil, bir cephe mücadelesi olmalıdır. Tüm toplumsal muhalefetin bu süreçte bir arada durması inancımızı artırmıştır. Çünkü yapılacak ilk seçim otokratlar ve demokratlar arasında olacaktır. Demokrasiye ve adalete inanan herkesi, sendikaları, meslek örgütlerini, sivil toplumu, kurumları ve tüm siyasi partileri CHP’nin yanında durmaya değil; milletin yanında durmaya, kendi varlıklarına sahip çıkmaya çağırıyorum.”
Kemal Kılıçdaroğlu 2010'da CHP'nin Oy Oranını Yüzde 40'lara Ulaştıracağını Vaat Etmişti
T24'ten Tolga Şirin'in yazısında hatırlattığı gibi Kemal Kılıçdaroğlu, 2010'da CHP Genel Başkanı seçildikten sonra bazı taahhütlerde bulundu. Partinin hedefinin @ olduğunu söyledi. Bu hedeften uzak kalan kişilerin ve kendisinin derhal görevi bırakacağı sözünü verdi.
Hatta 2012 yılında "Genç Bakış" isimli bir televizyon programında, partinin oylarının & veya '’nin altına inmesi hâlinde kesinlikle görevi bırakacağını canlı yayında açıkça taahhüt etti. O sırada partinin oyu %,9 idi. CHP bir sonraki yerel seçimde %, genel seçimde ise $ oy aldı. Ama Kemal Bey, taahhüdüne rağmen bırakıp gitmedi. Aksine, böyle bir şey söylememiş gibi davrandı.
Sonar Anketi (Nisan Ayı)
Sosyal Demokrasi Derneği Araştırması
Sosyal Demokrasi Derneği’nin araştırmasına göre son dört yılda CHP’ye yönelik müdahaleler yeni bir örgütlenme dalgası yarattı. Üyelerin motivasyonunda direnç, dayanışma ve seçim güvenliği yer aldı.
CHP’ye son dört yılda ve özellikle 2025 yılında gelen yeni üyelerin motivasyonlarının merkezinde Atatürkçülük, sosyal demokrasi, demokratik direnç, seçim güvenliği ve kolektif dayanışma etkili oldu. Yapılan araştırmada özellikle "19 Mart Darbesi" ve CHP’ye dönük saldırılar üyelik motivasyonunu artırdı.
Sosyal Demokrasi Derneği adına Prof. Dr. Metin Özuğurlu tarafından hazırlanan *“Cumhuriyet Halk Partisi’nde Yeni Örgütlenme Dinamikleri: Katılım ve Motivasyon Araştırması”*na göre son dört yılda ve özellikle 2025 yılında CHP’ye üye olanların temel motivasyonu incelendi. Atatürkçülük, sosyal demokrasi, demokratik direnç, seçim güvenliği ve kolektif dayanışma öne çıktı.
30 bin yeni üyeyle yapılan araştırma, kamuoyunda “19 Mart Darbesi” olarak nitelendirilen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sürecinin ardından CHP’ye yönelen üyelik dalgasının belirgin biçimde hızlandığını ortaya koydu. Araştırmaya göre, 19 Mart süreci ve CHP’ye dönük saldırılar, 2025 yılında partiye katılan üyelerin yüzde 78’i açısından “büyük ölçüde etkili” oldu.
Bulgular;........
