Düşmanımın Düşmanı Dostumdur Dış Politika Yürütme Yöntemi Oldu!
14 Temmuz 2010 tarihli Fransız Le Monde Gazetesi PKK Teröründe 42 bin insanın hayatını kaybettiğini açıklamıştı...
Bu analizde PKK terör örgütünün Türk devletine maliyetinin 250 milyar Euro olduğu duyurulmuştu...
Cumhurbaşkanı Erdoğan PKK terörünün Türkiye'ye faturasını 2 Trilyon Amerikan Doları olarak duyurmuştu...(2025)Kamuoyunda 'çerçeve yasa' olarak bilinen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" 360 imzayla meclise sunuldu...
Teklife AKP, MHP, DEM Parti, CHP ve HÜDA-PAR destek veriyor. İYİ Parti'nin karşı çıktığı tasarı için Yeniden Refah Partisi referandum talep ediyor.
YENİ Parti, kamuoyunda "Çerçeve Yasa" olarak bilinen "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi "ne yönelik eleştirilerine rağmen TBMM Genel Kurulu'nda "Evet" oyu verme kararı almıştır...
Yasadaki eksikliklere dikkat çeken DEM Partili siyasetçiler son İmralı ziyaretinde terörist başı Abdullah Öcalan'dan "Bin kilometrelik yol bir adımla başlar. Henüz her şey çözülmüş değildir. Ancak negatif yaklaşmayı gerektiren bir durum da yoktur" mesajı getirmişti.
Terörist başı Abdullah Öcalan'ın yasayı "tarihi bir sorunu çözmek için atılan adım" olarak nitelendirdiği ve "Cumhuriyet'in kuruluşu kadar önemli bir demokratikleşme sürecinin başındayız" dediği öğrenildi...
Cumhuriyet Gazetesi yazarı Zülal Kalkandelen, Ağustos 2026'da kaleme aldığı yazılarında TBMM gündemine gelen çerçeve yasa tasarısının PKK üyelerine örtülü bir af getirdiğini ve terör örgütü mensuplarına siyaset yolunu açtığını iddia etmektedir. Kalkandelen bu süreci, ulus devleti tasfiye etmeye yönelik "2. Cumhuriyet Operasyonu" ve bir "açılım masalı" olarak nitelendirerek sert bir dille eleştirmektedir.
"9 Bin Kişi" Söylemi: Kamuoyunda ve tartışmalarda geçen "9 bin kişiye af" ifadesi, bu yasal düzenleme kapsamında cezaevinden çıkması veya hukuki takipten muaf tutulması muhtemel örgüt üyelerinin/bağlantılı kişilerin tahmini sayısına atıfta bulunarak sürecin büyüklüğünü vurgulamak için kullanılmaktadır.Öte yandan DEM Parti'nin 20 Eylül'de yapacağı kongre ile yeniden yapılanması, ismini değiştirmesi de bekleniyor. Düşünülen isimlerden biri Demokratik Cumhuriyet Partisi.
MÜSAVAT DERVİŞOĞLU'NUN AÇIKLAMASI
İYİ PARTİ lideri Müsavad Dervişoğlu'ndan "çerçeve yasa" tepkisi: Siyasi parti liderlerden saklananı İmralı canisi biliyordu...
Çerçeve yasa ile ilgili Dervişoğlu, “Bu kanunu Meclis mi yapacak, yoksa Meclis İmralı ile hazırlanmış bir kanunda mı kullanılacak? Hangi devlet aklının ürünü bu? Devlet bu kadar aklını yitirmiş olamaz” dedi...
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, iktidarın "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında hazırladığı belirtilen çerçeve yasaya tepki gösterdi.
Dervişoğlu, "Türk milletine çerçeve yasada neyin teklif edileceği hâlâ ortada yok. İktidar susuyor. Siyasi parti liderlerinden saklanan kanun teklifini İmralı canisi biliyor. Bu kanunu Meclis mi yapacak, yoksa Meclis İmralı ile hazırlanmış bir kanunda mı kullanılacak? Hangi devlet aklının ürünü bu? Devlet bu kadar aklını yitirmiş olamaz" ifadelerini kullandı.
Dervişoğlu şunları söyledi:
Önce İmralı'nın istediği teklifi yaptınız, şimdi de kanunun İmralı tarafından düzenlendiğini söylüyorsunuz. Bu, milli iradenin İmralı eliyle gasp edilmesi demektir. Bu komisyon, bu kalkışmanın önünü açmaktadır. Sürecin Meclis eliyle meşrulaştırılmasıdır. Sonuç baştan belliydi. İktidar ve yeni ortağı İmralı'nın dediği olacaktı.
Terör örgütünün bütün unsurlarıyla silah bırakacağını söylediler. Ardından hukuki düzenlemelerin yapılacağını ifade ettiler. Davulla zurnayla duyurdukları komisyon raporunda da sıralama buydu. Şimdi ise kendi söyledikleri şartlara uymuyorlar.
Kanun çıkmadan silah bırakacaklardı, şimdi ise 'Kanunu çıkarın, silah bırakmayı sonra düşünürüz' diyorlar. Bu iktidar, devlete terör örgütünün planlarına göre adım attırıyor.
Örgüt vaatlerini yerine getirmezse sağlanan imkânlar geri alınacak mı? Yoksa her şey İmralı'nın keyfine mi bırakılacak? Neyin peşindesiniz?
Terörü, cinayeti ve ihaneti ödüllendiriyorlar. Müebbet hapis cezası almış bir teröriste kravat takmaya çalışıyorlar. Kimlerin kimlerle beraber olduğunu şimdi daha iyi görüyor musunuz?"Öcalan neyin başarısını gösterdi ki? Üst düzey kadroların siyaset yapması isteniyor. 'Örgüt artık müzakere edebilecek bir noktaya geldi' dediler. Yalan söylediler. 'Süreç Öcalan tarafından yönetiliyor' denildi. Bir süreç bu kadar yalan üzerine inşa ediliyorsa, Türk milletine nasıl hayır getirebilir? Buna şimdi de 'demokratik entegrasyon' diyorlar. Bu Cumhuriyet'e diz çöktüremeyeceksiniz. Diz çökenler siz olacaksınız. İktidar sahipleri olacak!"
YENİ PARTİ ANKETİ...CHP BARAJ ALTINDA KALDI...
Türkiye Veri Haritasının 25-29 Temmuz tarihleri arasında 1.720 kişiyle gerçekleştirdiği seçim anketine göre, YENİ Parti yüzde 31,2 ile ilk sırada yer alırken, CHP'nin oy oranı yüzde 4,8 olarak ölçüldü.Türkiye Veri Haritası, Temmuz 2026 dönemine ilişkin seçim anketinin sonuçlarını açıkladı. Araştırmada katılımcılara, "Bu pazar genel seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz?" sorusu yöneltildi.25-29 Temmuz tarihleri arasında 1.720 kişiyle bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yöntemiyle gerçekleştirilen ankete göre, YENİ Parti yüzde 31,2 ile ilk sırada yer aldı. Ankette AK Parti yüzde 29,2 ile ikinci sırada bulunurken, CHP'nin oy oranı yüzde 4,8 olarak ölçüldü.MANSUR YAVAŞ ÇERÇEVE YASA İÇİN NE DEDİ?
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yarın TBMM’de görüşülmesi beklenen “çerçeve yasa ”ya ilişkin açıklama yaptı.Yavaş'ın açıklamasının tamamı şöyle:
"Türkiye’nin yıllardır taşıdığı sorunların demokratik yollarla çözülmesini; silahların tamamen sustuğu, insanların kimlikleri ve düşünceleri nedeniyle ayrıştırılmadığı, herkesin kendisini eşit yurttaş hissettiği bir ülkeyi kim istemez ki?
Barışa kim karşı çıkabilir?
Kardeşliğe huzura özgürlüğe kim itiraz edebilir?
Ancak gerçek barış yalnızca bir kanun çıkarmakla kurulmaz. Barışın temeli adalettir, hukuktur, güvendir ve toplumsal mutabakattır.
Bugün Türkiye’nin en büyük meselesi, vatandaşın devlete ve adalete duyduğu güvenin ağır biçimde zedelenmiş olmasıdır.
CHP’li belediyelere ve başkanlarına yönelik operasyonların gerçekleştirildiği; henüz yargılama süreçleri dahi tamamlanmadan seçilmiş belediye başkanlarının suçlu muamelesine maruz bırakıldığı bir dönemdeyiz.
Üstelik bununla da yetinilmiyor; belediye başkanları görev yaptıkları ve ailelerinin yaşadığı şehirlerden yüzlerce kilometre uzağa, ağır tecrit koşullarıyla anılan kuyu tipi cezaevlerine gönderiliyor. Adeta zulmeder gibi bir muameleye maruz bırakılmaları ise ayrıca sorgulanması gereken bir durumdur.
AYM kararlarının tartışıldığı, AİHM kararlarının uygulanmadığı, seçilmişlerin iradesinin yargı kararları ve kayyum uygulamalarıyla ortadan kaldırıldığı, insanların söyledikleri bir söz nedeniyle soruşturulma endişesi taşıdığı bir ortamda demokratikleşmeyi yalnızca belirli bir mesele üzerinden konuşamayız.
Böyle bir ortamda demokratikleşmeden söz ediyorsak önce şu temel gerçeği kabul etmek zorundayız:
Demokrasi herkes içindir ya da demokrasi değildir.
Hukuk herkes içindir ya da hukuk değildir.
Özgürlük herkes içindir ya da özgürlük değildir.
Bir taraftan demokratikleşmeden söz ederken diğer taraftan siyasi rakipleri yargı yoluyla tasfiye etmeye çalışmak, toplumun bir kesimine hukuk vaat ederken başka bir kesimini hukuksuzluğa mahkûm etmek gerçek bir huzur getirmez.
Kaldı ki TBMM’ye sunulan Çerçeve Yasa konusunda hukukçular tarafından son derece ciddi hukuki ve anayasal itirazlar dile getirilmektedir.
Hukukçuların Anayasa ve evrensel hukuk ilkeleri açısından ciddi sakıncalar gördüğü bir........
