Fon Vurgunu: Asıl Soru Parayı Kim Kazandı Değil, Bu Düzen Nasıl Kuruldu?
Türkiye günlerdir yatırım fonlarında yaşanan büyük krizi konuşuyor. Rakamlar küçümsenecek gibi değil. Sermaye Piyasası Kurulu, 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verildiğini açıkladı. Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre bu fonlarda tam 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor.
Yani mesele birkaç spekülatörün borsada yaptığı alışverişten ibaret değildir. Ortada yüz binlerce insanın parasını, sermaye piyasalarına duyulan güveni ve devletin denetim sorumluluğunu ilgilendiren çok ciddi bir tablo vardır.
Ve benim sorduğum soru gayet basittir:
Bu noktaya nasıl gelindi? Denetleyenler neredeydi? Daha da önemlisi, bazı risklerin dün ortaya çıkmadığı artık SPK'nın kendi açıklamasından anlaşılıyor.
Fonlarla ilgili risk; 2025'in sonunda görülmüşse, neden yüz binlerce yatırımcıyı ilgilendiren noktaya gelmeden önlenemedi?
Denetim mekanizmasının siyasi ve idari sorumluluğu vardır. Bu fon dolandırıcılığı tüm yalınlığı ile açıklanmalıdır. Çünkü hukuk devletinde şeffaflık ve hesap verebilirlik esas olmalıdır.
Peki, iktidar bu işin neresinde? İktidarın bu meseledeki sorumluluğu, “gereken araştırmalar yapılacak, konu yargıya intikal etti, suçlular gereken cezaya çarptırılacaktır” demek değildir. Devletin düzenleyici ve denetleyici kurumları neden tehlikeyi zamanında bertaraf edemedi?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında ilgili kurumlarla 131 fonun tasfiye ve ödeme süreçlerinin görüşüldüğü toplantılar gerçekleştiriliyor. Elbette mağduriyetlerin giderilmesi önemlidir. Ama sadece yangını söndürmek yetmez. Yangının neden çıktığını ve daha önce görülen dumanın neden yeterince ciddiye alınmadığını da açıklamak gerekir.
Gelelim Fatma Betül Sayan Kaya iddialarına… Meselenin siyasi boyutunu büyüten gelişmelerden biri de eski bakan ve........
