menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ateş Düştüğü Yeri Değil, Her Yeri Yakıyor

3 0
thursday

Günlerdir Antalya’nın farklı noktalarından yükselen alevler, güneşi bile gölgede bırakıyor.

Aksu, Kepez ve Döşemealtı arasındaki yangın henüz kontrol altına alınmadan farklı ilçelerden alevler dumanlar yükseldi.

Alevlerle birlikte yalnızca ormanlarımızı değil; evlerimizi, ahırlarımızı, bağlarımızı, bahçelerimizi ve insanların yıllardır biriktirdiği emeklerini de kaybediyoruz.

Üstelik bu acıyı ilk kez yaşamıyoruz.

Beş yıl önce Manavgat’ta yaşadığımız büyük yangının izleri hâlâ yüreğimizde. Kaybolan mal mülk bekli bir şekilde yeniden yerine kondu. Ama kaybettiğimiz canları, yüzyılların emaneti o ormanları yerine koymak mümkün mü?

O toprağın kokusuna sinmiş kekikleri, yaban çiçeklerini; yıllar içerisinde oluşmuş doğal yaşamı geri getirebilir miyiz?

Asıl kayıp burada başlıyor.

Çünkü ormanda yanan yalnızca ağaç değildir.

O ağaçların arasında yaşayan kuşlar, böcekler, hayvanlar, sayısını bile bilmediğimiz milyonlarca canlı da yangının kurbanı oluyor. 

Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı konuğu ağırlayan, turizmin başkenti Antalya; neden her yaz aynı korkuyla karşı karşıya kalıyor?

Evet, Antalya’nın bitki örtüsü yangına karşı hassas. Reçineli ağaçlar, makilik alanlar ve kurumuş otlar yangının çok hızlı yayılmasına neden olabiliyor.

Ama bunlar yangının sebebi değil.

Yangının büyümesini kolaylaştırabilirler; fakat yangını başlatmazlar.

Doğada yangının kendiliğinden çıkabileceği istisnai durumlar dışında, işin ucunda hep insan vardır.

Bazen bilinçli bir hareket…........

© Akdeniz Gerçek