Atam, Sana Anlatamadıklarım Da Var…
Bugün Cumhuriyet'imizin 103. doğum günü.
Sana güzel haberlerle dolu bir mektup yazmak isterdim. Okurken yüzünü gülümsetecek, “Demek ki bunca emek boşa gitmemiş” dedirtecek şeyler anlatmak…
Aslında anlatacak güzel şeylerimiz de var. Cumhuriyet'in hâlâ ayakta. Bayrağımız dalgalanıyor. Çocuklar yine senin için şiirler okuyor, meydanlarda marşlar söyleniyor.
Ama sana yalnızca bunları anlatırsam, içimde kalan diğer cümlelere haksızlık etmiş olacağım.
Çünkü bugün sana biraz da kendimizden söz etmek istiyorum.
Biz bazen alıştık Atam.
Eskiden duyduğumuzda içimizi sızlatan bazı haberleri, bugün birkaç dakika sonra unutabiliyoruz.
Bir haksızlığa üzülüyor, sonra günlük telaşımıza dönüyoruz. Bazen bir şeylerin yanlış gittiğini görüyor ama ne yapacağımızı bilemiyoruz.
Ben de kendimi bundan ayrı tutmuyorum.
Kimi zaman bir haberi okuduktan sonra uzun uzun düşünüyorum. Sonra telefon çalıyor, yapılacak işler araya giriyor, hayat bildiği gibi devam ediyor.
Akşam olduğunda ise sabah içimi acıtan o haberin ayrıntılarını bile hatırlamakta zorlandığımı fark ediyorum.
Ve kendime soruyorum:
Bir şeye alışmak, onu kabullenmeye ne zaman bu kadar benzedi?
Belki herkes aynı şekilde davranmadı. İtiraz edenler, mücadeleden vazgeçmeyenler, bütün zorluklara rağmen sesini duyurmaya çalışanlar da var.
Ama kendi payıma düşen soruyu sormaktan kaçmak istemiyorum.
Cumhuriyet'in bize verdiği hakları kullanırken, onları korumak için yeterince sorumluluk alıyor muyuz?
Sana bugünün Türkiye'sinden anlatacaklarım var.
Çocuklarımızın eğitimini, gençlerimizin........
