menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Seyfettin BUDAK Yeniden Hayata Doğmak

27 0
16.09.2026

Bazen insan, hayatın içinde yürüdüğünü zanneder.

Sabah uyanır, işe gider, insanlarla konuşur, bir şeylere yetişmeye çalışır, gelecek için planlar yapar. Yarın ne olacağını düşünür, yıllar sonrasının hesabını yapar. Bir ev, bir iş, bir başarı, bir mutluluk hayali kurar. Ama bazen hayat insanı hiç beklemediği bir yerde durdurur.

Bir hastane odasında… Beyaz duvarların arasında… Bir teşhisin ağırlığında… Ve insan o anda hayat hakkında yıllardır bildiğini düşündüğü her şeyi yeniden sorgulamaya başlar. Çünkü bazı anlar vardır; insan hayatını kurtarmak için savaştığını düşünür. Oysa belki de o savaşın asıl anlamı, hayatın ne olduğunu yeniden öğretmesidir.

Hayat, sadece uzun yıllar yaşamak değildir. Hayat, bazen sabah gözlerini açabilmektir. Derin bir nefes alabilmektir. Sevdiğiniz bir insanın sesini duyabilmektir. Bir bardak çayın kokusunu içine çekebilmektir. Pencereden gökyüzüne, bulutlara bakabilmektir. Denizin kıyıya vurduğu dalgaların sesini duyabilmektir. Bitmek bilmeyen yollara bakıp hayal kurabilmektir. Bir çiçeğe dokunabilmektir. İçinizdeki çocuğun sesini duyabilmektir. Ve belki de en önemlisi, bugünün hâlâ bize ait olduğunu fark edebilmektir.

İnsan çoğu zaman mutluluğu gelecekte arar. “Şu işim olursa mutlu olacağım.”, “Şu sorunum biterse rahatlayacağım.” ,“Bir gün her şey düzelirse yaşayacağım.”

Oysa hayat sürekli ertelenen bir gün değildir. Hayat, şu anda kalbinizin atıyor olmasıdır. Şu anda nefes alıyor olmanızdır. Şu anda görebiliyor, duyabiliyor, hissedebiliyor olmanızdır. Yarınlarımızın garantisi yoktur. Aslında hiçbir zaman da olmadı. Biz sadece var olduğunu düşündüğümüz bir garantiye alışmıştık.

Belki de yaşamın en büyük gerçeği şudur: Mucize, yarının bize söz verilmiş olması değildir. Mucize, bugünün hâlâ elimizde olmasıdır.

Bazı insanların........

© Akasyam