Recep YAZGAN Bugün öğretmenler eylemde mi tatilde mi!
Dün Şanlıurfa Siverek’te yaşanan feci hadise, yüreklerimizi bir kez daha dağladı.
Eski bir öğrencinin, bir zamanlar sıralarında oturduğu okula elinde tüfekle dönüp dehşet saçması ve ardından kendi canına kıyması, sadece polisiye bir vaka değil, toplumsal bir cinnet halinin dışa vurumudur.
17 yaralımız var, acımız büyük; ancak bu yaraları sadece pansumanla iyileştiremeyeceğimiz de bir gerçek.
Mesele, sadece okul kapısına dikilecek bir güvenlik görevlisi ya da X-ray cihazı meselesi değildir. Eğer biz meseleyi buraya hapsedersek, yarın başka bir okulda, başka bir bahçede aynı acıyla yüzleşmemiz kaçınılmazdır.
Hadisenin hemen ardından eğitim sendikalarının "iş bırakma" kararı alması, alışılagelmiş bir reflekse dönüştü.
Elbette tepki verilmelidir, elbette can güvenliği kutsaldır.
Ancak bugün sormamız gereken can yakıcı soru: Öğretmenlerimiz bugün gerçekten bir davanın eyleminde mi, yoksa "Sendika karar almış…" diyerek fiili tatil konforundalar mı?
Meydanlara samimiyetle koşan, bu gidişata dur demek isteyen öğretmenlerimizi tenzih ederek söylüyorum; bu tür müessif olayları sadece basın açıklamalarıyla geçiştirmek, köklü çözümler üretmek yerine okulu boşaltmak, meseleyi çözmekten ziyade sorunu körüklemektedir.
Güvenlikten polis ne kadar sorumluysa, o sınıfa giren öğretmenin, o evladı yetiştiren velinin ve o kurumu yöneten idarecinin sorumluluğu da bir o kadar bakidir.
Önce ahlak ve maneviyat
Okullarımızı birer hisara dönüştürseniz bile, insanın kalbine "merhamet" ve "Allah korkusu" yerleştiremediğiniz müddetçe o kale içeriden çökmeye mahkûmdur. Bizler; ilmiyle mücehhez, vatansever ama hepsinden öte dindar ve ahlaklı bir nesil yetiştirme gayretini bir bütün olarak ortaya koyamadık. Fen ilimlerini verirken manevi boşluğu ihmal ettiğimiz her an, o boşluğu şiddet ve öfke dolduruyor.
İş bırakmak, kalem bırakmak çözüm değildir. Asıl çözüm, o kalemi imanla, ahlakla birleştirip evlatlarımızın ruhuna nakşetmektir.
Müfredatın ruhuna "Önce Ahlak ve Maneviyat" düsturunu kalıcı olarak yerleştirmediğimiz sürece, korkarım ki bu acı olaylar ne ilk ne de son olacaktır.
Vakit, meydanlarda slogan atma vakti değil; sınıflarda ve evlerde "insan" inşa etme vaktidir.
