menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İhtiyaç mı İhtiras mı (Kapitalizme Eleştiri)

4 0
01.09.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

İhtiyaç mı İhtiras mı (Kapitalizme Eleştiri)

İnsan ihtiyaçlarının değişken olduğu doğrudur. Diğer bir doğru ise insan ihtiyaçlarının yapaylaştırılmış olmasıdır. Yani hali hazırdaki ihtiyaç listemiz tabii değil, sunidir. Bu minvalden olmak üzere kapitalist toplumlarda tüketim daima kamçılanmaktadır. Bunun bir sonucu olarak gerçekte ihtiyaç olmayan pek çok şey insanların zihninde meşrulaştırılmaktadır. Kapitalist toplumlarda reklam sektörü de bu amaca hizmet eder.

Daha fazla tüketme isteği her zaman da gelirle orantılı olmamaktadır. Kapitalizm bu duruma karşılık gelecek şekilde bankacılık sektörünü geliştirmiştir. Sözgelimi bankaların verdiği tüketici kredileri genellikle gelirle orantılı olmayan harcamaları finanse eder. Bir yandan cazip reklam kampanyalarıyla bir yandan da toplumsal telkinlerle mahalle baskısına muhatap olan insan, yüksek faizle karşılıksız borçlandığı için de süreç içerisinde ve farkında olmadan paranın ve para sahiplerinin dolaylı olarak kölesi-bağımlısı olmaktadır. Öyle ki bazen 20 yıl süren kredi geri ödemeleri olmaktadır ki, ödememe ya da ödeyememenin yaptırımları (yüklenen ek faiz, icra tehdidi gibi) tüketicinin başka plan yapmasını son derece güçleştirmektedir. Bu arada yaşanan stres ya da aile faciaları da ayrı bir sorundur.

Bir başka açıdan değerlendirildiğinde ise kapitalizmle birlikte insan hayatına giren suni ihtiyaç listesi insan hayatını kolaylaştırmaktan ziyade zorlaştırmaktadır. Modern insanın mutsuzluğunun temel kaynağı da budur. Zira ihtiyaçlar ‘sınırsız’ olarak tanımlandığında, İslam iktisadının şiarı olan ‘kanaat’ bir hayat felsefesi olmaktan çıkmaktadır. Ayrıca da bir süre sonra ‘insan kafasında eskitilen’ (modası geçmiş olmak) eşyanın yenilenmesi de hayatı mengene içerisine almakta, bir kısır döngü olarak sürekli tekrarlamaktadır. Oysa dünya hayatından beklentinin mutluluk ve huzur olması gerekir.

İhtiyaç olmaktan ziyade ‘ihtiras’ olan mevzubahis suni liste insanı her an gergin, dolayısıyla mutsuz bir hale dönüştürmektedir. Somuta indirgenen ihtiyaç listesi aile ve arkadaş çevresini de sunileştirmekte, ilişkiler söz konusu listeye sahiplik nisbetinde devam etmektedir.

Örnek kabilinden bahsettiğimiz bu türden etkileşimlerin sayısı kapitalizmde tanımlanan türden ihtiyaç gibi sınırsızdır. Ayrıca da bu düşünce eşyayı araç olmaktan çıkarmakta amaç haline getirmektedir. Ancak ihtiyaçların gerçek mi yoksa suni mi olduğu fevkaladelik arz eden bir konudur. Tabii ‘referans kaynaklardaki’ hükümlerin ıskalanması ‘gerçek’ olan hayatın ıskalanması anlamına gelmektedir ki, bu durum kıyas söz konusu ihtiyaç listesi ile kıyas bile götürmez.

İhtiyaç toplumdan topluma, kişiden kişiye ya da kişinin sosyal statüsüne göre değişen bir kavramdır. Ancak istenildiği gibi de yorumlanamaz. Doğal, ahlaki, insani-islami sınırları vardır. İhtiyaçları temel ihtiyaçlarla da sınırlandıramayız. Bazı ihtiyaçlar yaşanan dönemin gereği olarak, bazıları işin ve bazıları da mesleğin bir gereği olarak ortaya çıkabilir. Kimisi için önemli olan bir ihtiyaç bir başkası için sıradan olabilir. Mesela bugün bir bilgisayar muhasebe bürosu için zorunlu bir ihtiyaçken sözgelimi sıradan bir insan için olmazsa olmaz değildir. Ya da sürekli şehirlerarası ya da uluslararası seyahat için daha güçlü ve donanımlı bir araç ihtiyaçken, rutin hayatı olan bir kimse için aynı şey söylenemez.........

© Akademik Akıl