Tıpta Uzmanlık Sınavında Değişen Tercihler
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.
Tıpta Uzmanlık Sınavında Değişen Tercihler
Yıl 1998, Tıpta Uzmanlık sınavına girdiğim yıl. O zamanlar en çok tercih edilen iki branş Kadın Doğum ve Pediatriydi. Temel bilimler tercih listelerinde en sonda yer alırdı. Ancak günümüzde malesef Kadın Doğum ve Pediatri kontenjanları boş kalmaya başlamıştır. Cerrahi branşlar tercih listelerinde en sona kayarken, Temel Bilimler ve Cildiye yükselişe geçerek ilk sıralarda yerlerini almıştır. Peki bu değişikliğin sebepleri nelerdir?
Meslekte 28. yılımı çalışmaktayım. Son 15 yılda Kadın Doğum hasta profili ciddi anlamda değişmiştir. Doktordan mucizeler bekleyen, doktor kontrolünde olduğunda dokuz ay boyunca problemsiz bir gebelik geçireceğini umut eden, herşeyi bilen ve sorgulayan, her geldiğinde büyük bir ilgi ve çoşkuyla karşılanması gerektiğini düşünen, doğumda prenses muamelesi görmek isteyen bir profil. Genel olarak baktığımızda diğer branşlar içinde aynı durum söz konusu. Artık insanlar olumsuz hiçbirşey duymak istemiyor. Anne ve babalar hasta olan çocuklarının anında iyileşmesini bekliyor, Yenidoğan Yoğun Bakımda yatan bebeklerinin sağlıklı olarak, sekelsiz ve en kısa zamanda taburcu edilmesini bekliyorlar, hekimin her dakika bilgi vermesini istiyorlar. Ameliyattan çıkan hasta saat başı doktorun kendisini görmesini istiyor.
Diğer taraftan sürekli vurgulanan hasta hakları teması var. Hasta haklarına, CİMER birimine, savcılığa şikayet dilekçeleri veriliyor. Bu şikayetler hekimlerin çalışma isteğini, hekimlik mesleğine olan sevgisini azaltıyor. Diğer taraftan performans sistemi hekimlerin uzmanlık sınavındaki tercihlerini ciddi boyutta etkilemektedir. Bir cerrahi branşın yaptığı basit bir ameliyat çok yüksek bir puana karşılık gelirken, diğer branşın saatler süren ameliyatı çok daha düşük bir puana karşılık gelmektedir. Daha çok hasta bakarak, daha çok puan yaparak kazancın artması, hekimin sürekli puan hesabı yapmasına sebep olmakta ve gereksiz işlemlere sürüklemektedir.
Bu şartlarda Kadın Doğum ve Pediatri malesef tercih listelerinde son sıralarda kalmaya mahkumdur. Sezaryen oranlarının artmaması için yapılan denetlemeler hekimleri hastalardan kaçmaya, problemli hastalara dokunmamaya, primer sezaryen gerektiren hastaları sonraki nöbetçiye devir etmeye yöneltmektedir. Bu durum hekimler arasında da iş barışını olumsuz etkilemektedir. Acaba normal doğum yapan hasta mı ödüllendirilmelidir? Günümüzde gebeliklerin çoğunluğu tedavi gebelikleridir. İleri yaş gebelikler artmıştır, tekrarlayan düşük yapan hasta sayısı fazladır. Gebelikler dokuz ay boyunca istirahat halinde, hareketsiz geçmektedir. Gebeler, eşleri, yakınları hiçbir şekilde risk almak istememektedir. Bir olumsuzlukla karşılaşıldığında ilk sorulan soru niçin sezaryene alınmadığı olmaktadır. Normal doğumu savunan birçok kişi kendi yakınları doğuma geldiğinde sezaryen ile doğum yapılmasını talep etmektedir.
Pediatri içinde aynı durum söz konusudur. Tekrarlayan tedaviler sonrası, yardımcı üreme teknikleri kullanarak çocuk sahibi olmuş anne ve babalar çocukları hasta olduğunda ajite olmakta, hekimden olumsuz bir söz duymak istememektedir. Diğer taraftan çocuk hastalarla iletişim zordur, aileleler kaygılıdır. Yine her iki branşın asistanlık dönemi de zorlu........
