menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KBRN Tehditlerine Hazırlıklı mıyız?

18 0
14.04.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

KBRN Tehditlerine Hazırlıklı mıyız?

Türkiye, coğrafi konumu, bölgesel riskler ve sanayi altyapısı nedeniyle Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer (KBRN) tehditlerine karşı hazırlıklı olmak zorunda olan ülkelerden birisidir. Bu hazırlığı üç temel boyutta değerlendirebiliriz: yasal mevzuat, kurumsal kapasite ve zihniyet/kültür.

Yasal Mevzuat: Çerçeve var, ancak entegrasyon kritik. Türkiye’de KBRN ile ilgili düzenlemeler; afet yönetimi, halk sağlığı, sivil savunma ve güvenlik mevzuatı içinde tanımlanmıştır. Özellikle; AFAD koordinasyon rolü, Sağlık Bakanlığı acil sağlık ve biyolojik risk yönetimi, İçişleri Bakanlığı güvenlik ve kriz yönetimi üzerinden sistem kurgulanmıştır.

“Ulusal KBRN Tehditlerine Karşı Hazırlık ve Müdahale Planları” gibi dokümanlarla çerçeve oluşturulmuştur.

Ancak temel sorun çoğu zaman mevzuatın varlığı değil, kurumlar arası entegrasyonun sahada ne kadar etkin çalıştığıdır.

Kurumsal Kapasite: Belirli alanlarda güçlü, dağılım dengesiz. Türkiye’de özellikle: AFAD’ın afet yönetimi deneyimi, referans laboratuvarların tanı kapasitesi, büyük şehirlerdeki acil müdahale ekipleri önemli bir avantajdır.

Ancak KBRN gibi özel alanlarda; uzman insan kaynağı sınırlı, ileri düzey laboratuvar kapasitesi her bölgede eşit değil, saha tatbikatlarının sürekliliği değişkenlik gösteriyor.

Yani sistem mevcut, fakat homojen ve sürdürülebilir bir kapasite dağılımı henüz tam sağlanmış değil.

Zihniyet ve Kültür: En kritik ve en zayıf halka. En önemli konu burasıdır. Türkiye’de genel yaklaşım: “Olay olduktan sonra hızlı müdahale ederiz”. Oysa KBRN’de esas olan; “Olay olmadan önce hazırlanmaktır”.

Bu bağlamda: 1) Risk temelli düşünme kültürü yeterince yaygın değil. 2)  Tatbikatlar çoğu zaman formalite olarak görülüyor. 3) Kurumlar arası veri paylaşımı ve ortak öğrenme sınırlı. 4) Toplum düzeyinde farkındalık düşük

KBRN hazırlığı bir kültür meselesidir: sürekli eğitim, disiplinler arası iş birliği, öğrenen organizasyon yapısı gerektirir.

Sonuç olarak Türkiye’de KBRN hazırlığı için temel yapı ve mevzuat vardır, belirli alanlarda güçlü kapasite de mevcuttur. Ancak gerçek hazırlık düzeyi için entegrasyonun güçlendirilmesi, insan kaynağının geliştirilmesi ve en önemlisi risk temelli düşünce kültürünün yerleşmesi gerekmektedir.

Kısaca yanıtlanırsa, Türkiye kısmen hazırdır, ancak sürdürülebilir ve bütüncül bir KBRN hazırlığı için zihniyet dönüşümüne ihtiyaç vardır.

Not: 2015’ten itibaren ISO yönetim standartları süreç yaklaşımı ve risk temelli düşünceye odaklandı. 2018’den itibaren şart koşuldu. ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi Şartları ve ISO 15189 Tıbbi Laboratuvarların Akreditasyonu standartlarına göre sertifika almış olan kurum ve kuruluşlar incelendiğinde “olay kaydı – risk envanteri” etkileşimleri çok yaygın gözlenmemektedir. Dolayısıyla risk temelli düşünce yaklaşık 11 yıllık sürede henüz başlatılmamış gibi duruyor. Bu bağlamda zihniyet değişikliğine giden yol henüz etkili........

© Akademik Akıl