menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Beden Diyarından Bir Celse

17 0
09.09.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tarih Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

Fikri görünür kılan kalem; kalemi anlamlı kılan istikrardır.

Beden Diyarından Bir Celse

O gün beden diyarında hareketli bir gün yaşanıyordu. Bütün üyeler acil koduyla toplantıya çağrılmışlardı. Bu vazifeşinas davetliler; sorgulamaksızın randevu mahalline koşup mutat yerlerini aldılar.

Beyin bilgelik dolu bir ifadeyle söze başladı : “Sevgili kader ortaklarım, her ne kadar dahil olduğumuz bu muhteşem sistemi programlayan, işleten, yöneten görünürde ben isem de içimizdeki her bir üye az değerli veya çok değerli kavramlarını düşündürtmeyecek ölçüde “elzem” bir konumda. Bizim ahenkli iş birliğimiz sayesinde insan denilen mucize ayakta durur. Ve bu “mucize insan” bizim kesintisiz mesaimiz sayesinde hem kendi bünyesindeki iç düzenini hem de kendi dışındaki dünya düzenini sürdürür. İş ahlakınızdan, disiplin anlayışınızdan, uyumlu birlikteliğinizden ötürü hepinize minnettarım” dedi.

Kalp, hassasiyetten titreyen bir sesle; “müsaadenizle bir çift laf de ben edeyim” dedi.

 “Malum bütün damarlara kan pompalayan, her seferinde kirli kanı temizleyip temiz kanı yeniden devreye sokan benim. Ayrıca asit baz dengesinin korunması, hormon ve enzimlerin gerekli noktalara taşınması yine benim yönettiğim dolaşım sistemi sayesinde mümkün olur. Bu yüzden beni ‘hayat’la özdeşleştirenler çoktur. Hislerin bile benden neşet ettiği söylenir. “Sevgi” denilen iksir benim pınarlarımdan kaynar. Bu yüzden bu bezmin cefası da sefası da şahsıma atfedilir. Nice şiirlerin, nice bestelerin ilham perileri benim hücrelerimde barınır. Boş tek bir saniyem yoktur, durmaksızın işler; bazen hızlanır, bazen yavaşlarım. Çok yorulduğumda, kötü kullanıldığımda ise teklerim” diyerek sözlerini tamamladı.

Karaciğer “izninizle konuşmak isterim” dedi. Bütün vücut salgıları benden sorulur. Bütün iç dengeleri ben idare ederim. Kan içindeki karmaşık molekülleri parçalayarak kullanılabilir veya depolanabilir moleküller hâline getiririm. Akabinde faydalı olanları tekrar kan yoluyla diğer hücrelere gönderirim. Zararlı olanları ise böbreklere yollarım. Oradan da üre halinde vücuttan atılmalarını sağlarım.

Ama bu hizmetlerime mukabil beden sahipleri alkol gibi nice zararlı madde ile beni tahrip ettiklerini fark etmezler.

Akciğerler söze karıştı : “Biz, çifte yarenler kana oksijen verip, kandaki karbondioksiti dışarı atarız. Aynı zamanda vücut sıcaklığını ayarlamak da bizim görevlerimiz arasındadır” cümlelerini bir solukta sarf etti.

Böbrekler söz aldılar : “İkiz kardeşimle birlikte bedene giren zehirli atık maddeleri süzerek dışarıya atarız. Müthiş bir filtre sistemimiz vardır. Ayrıca tansiyonu düzenler, bazı mineralleri, suyu, glikozu, kalsiyumu, potasyumu ve proteinleri dengede tutarız” dedi.

Gözler kendinden emin bir sesle dile geldi : “Dünyayı insanoğlu bizim pencerelerimizden tanır, bilir, anlar. Ben ışık, ben aydınlık, ben ferahlığım. Aynı zamanda güzelliği temsil ederim. Bakışlarım okumasını bilenlerle hasbihal eder. Nice şairler “beni yüzün süsü” ilan edip mısralarında bana taht kurup taç giydirdiler. Nice âşıklar hüsnüme ram olup, önümde baş kestiler” diyerek muzip muzip açılıp kapandı.

Kulak devreye girdi : “Sevgili göz, malum biz beş kardeşiz. Aile unvanımız duyudur. Lisana duran diller benim gayretimle anlaşıp kaynaşır. Kelam denilen cevher; benim ulaklığımla candan cana ulaşır. Yaprakların hışırtısı, kuşların cıvıltısı, rüzgârların uğultusu, suların çağıltısı benim dehlizlerimden geçerek gönülleri şenlendirir.

Bildiğiniz üzere sayemde dem bulan sese ” medeniyet unsuru” denilmiştir. Nağmelere kıvam veren benim. Ezgiler; ahengi yakalamak için benim imbiğimden geçmeye muhtaçtır. Şiirde ise ritim benim haddelerimden süzülür. Seslerin en güzellerinden biri olan insan sesi benim eğitilmemle kemal bulur” diye ünlendi.

Mide; “izninizle ben de işe karışayım” dedi. “Büyütüp besleyip yaşatırım. İnsanoğluna lazım olan enerjiyi, gücü ben sağlarım. Yukarıdan gönderilen her şey benim değirmenimde işlenir. İnsanlar beni doyurmak adına envaiçeşit kötülüğe bulaşmışlardır. Dünyanın dümeni olduğum bile söylenir.  Beşer, yemeyi içmeyi oldu bitti sevmiştir. Uzun lafın kısası beniâdem bana pek bir düşkündür.

İskelet “benim de söyleyeceklerim var” diyerek diklendi. Bünyemde tam 206 kemik bulundururum ama tam anlamıyla bir bütünüm. Binayı ayakta tutan benim. Hareket kabiliyetim müthiştir. Kol ve bacak denilen dallarımın ucunda eller ve ayaklar vardır. Hünerli ve hamarat eller; kurar, yapar, taşır, medeniyet denilen asırların usaresi bu bir çift elin tezgâhında dokunmuştur. Hele ayaklar, hele ayaklar. İlim ve keşiflerin toplamı, bütün zamanlarda üst........

© Akademik Akıl