menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Vakıf Üniversitelerinde Liderlik İkilemi : Güç Var, Süreç Yok

20 0
09.03.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Güzel Sanatlar ve Tasarım Fen Hemşirelik İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

Vakıf Üniversitelerinde Liderlik İkilemi : Güç Var, Süreç Yok

Türkiye’deki Vakıf Üniversiteleri ile ilgili çok konuşulmayan ama birçok sorunun arkasında duran bir mesele var: liderlik ikilemi.

Vakıf üniversitelerinde yapı gereği iki farklı güç alanı bulunur. Bir tarafta mütevelli heyeti, diğer tarafta rektörlük. Teoride bu iki yapı birbirini dengelemeli. Mütevelli heyeti üniversitenin stratejik yönünü ve finansal sürdürülebilirliğini gözetmeli; rektör ve ekibi ise akademik hayatı, eğitim kalitesini ve araştırma süreçlerini yönetmeli.

Ama pratikte çoğu zaman işler böyle yürümüyor.

Bazı üniversitelerde mütevelli heyeti günlük yönetsel kararlara kadar inebiliyor. Bazılarında ise rektörlük makamı güçlü bir akademik liderlik merkezi olmak yerine daha çok temsil görevine sıkışabiliyor. Böylesi durumlarda rektör yardımcılarının rolü de belirsizleşiyor. Yetkiler ve sorumluluklar net olmayınca süreçler kurum üzerinden değil, kişiler üzerinden yürümeye başlıyor.

Tam bu noktada üniversitenin en önemli ortak akıl mekanizması olan senato da bu belirsizlikten etkileniyor.

Normalde senato, bir üniversitenin akademik pusulasıdır. Eğitim politikaları, programların gelişimi, akademik standartlar ve kurumsal akademik yönelimler burada tartışılır ve şekillenir. Senato aslında üniversitenin kolektif aklını temsil eder.

Ancak liderlik mimarisi net olmadığında senatonun rolü de zayıflayabiliyor.

Bazı durumlarda senato karar üreten bir platform olmaktan çıkıp, zaten başka yerlerde alınmış kararların onaylandığı bir formalite organına dönüşebiliyor. Bazen de süreçler yeterince hazırlanmadan senatoya geliyor ve gerçek bir akademik tartışma ortamı oluşamıyor.

Böyle olunca senato, üniversitenin stratejik akademik yönünü belirleyen bir platform olmak yerine prosedürel bir toplantıya dönüşme riski taşıyor.

Oysa kurumsal yönetişim açısından üniversitelerde üç şey nettir:

Mütevelli heyeti stratejik yönetişimi temsil eder.

Rektörlük akademik ve idari liderliği yürütür.

Senato ise kurumun akademik ortak aklını üretir.

Bu üç yapı arasında sağlıklı bir denge kurulduğunda üniversiteler gerçekten kurumsallaşır.

Bugün birçok vakıf üniversitesinde karşılaşılan sorun aslında lider eksikliği değil. Sorun, liderliğin kurumsal mimarisinin net olmaması ve süreçlerin yeterince tanımlanmamış olmasıdır.

Modern üniversiteler güçlü kişilerle değil, iyi tanımlanmış süreçler ve güçlü kurullar ile yönetilir.

Bu nedenle vakıf üniversitelerinde gerçek kurumsallaşma; mütevelli heyeti ile rektörlük arasındaki rol sınırlarının netleştiği, rektör yardımcılarının fonksiyonlarının açık olduğu ve senatonun gerçekten akademik akıl üreten bir platform olarak çalıştığı bir yönetişim modeliyle mümkün........

© Akademik Akıl