Bilimsel Esaret
Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat
Güzel Sanatlar ve Tasarım
İktisadi ve İdari Bilimler
İnsan ve Toplum Bilimleri
"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"
İnsanlığın geldiği yaşam standardı, hiç şüphesiz yıllardır süregelen bir çalışmanın ve araştırmanın sonucudur. Çalışmaların bilimsel olması, ilerlemeyi hızlı ve verimli kılar. İlerlemeden kasıt hayatın fiziksel konforu ise imkânı olan için neredeyse en ulaşılabilir noktadayız. Bahsi diğer, ruhsal konfor için bilimsel bir yaklaşım ile varacağımız yer sınırlıdır. Aksine fiziksel konfor çoğu zaman ruhsal konfora engeldir.
Bireyi ve toplumu sayılara indirgemek, sosyal ve felsefi her konuda deneysel çıktılara itibar etmek bilimi tabuya çevirebilir. Sayılar üzerinden çıkarımlar, yargılar yapmak, parmak izleri dahi farklı olan insanlar için, bilimi sınırlandırmak ve indirgemektir. Bu noktadaki bilimsel esaretin farkında olmak çok da zor değildir.
Yanlışlanabilir bilgi bilimseldir, bilimde kesinlik yoktur. Bu mantık ile sürekli bir arayış ve çaba vardır. Araştırma sonucu bulunan gerçeğin ne kadar süre itibar göreceği ise meçhuldür. Akademide, bilimsel itibar uluslararası dergi yayınları ile görünür kılınmıştır.
Çağımızda, bilimsel ilerlemenin çıktıları yayın yapmak olarak belirlenmiştir. Üzerine eklenmeyen bir literatür taraması bilimsel değil, zaman israfıdır. Literatür taraması dikte edilen görüşler misali, yayın yapılacak dergilerin vazgeçilmezidir. Yayın yapmadan bilimsel bir çalışmadan bahsetmek zordur. Yayın ise belli tekellerin elinde olduğuna göre, bilimsel esaret burada da baş göstermektedir. Hatta yayınların herkese açık olmaması, açık erişim için fazla miktarda ücret talep edilmesi de bilimi esaret altına almaktır. Belki de topluma fayda üretecek, bir fikir verecek birçok bilimsel çalışma kilit altında beklemektedir.
Bilimsel çalışmaların geldiği noktada insanı manipüle eden birçok dijital teknoloji vardır. Sosyal medya, yapay zekâ ve dijital platformlar, bilimsel verileri (psikoloji, nörobilim) kullanarak insan davranışlarını tahmin eder ve yönlendirir. Sonuçta bireyler, teknoloji şirketlerinin algoritmaları tarafından yönetilen bir dijital tutsaklık içerisine girer.
Bilimsel esaret veya bilimsel sömürgecilik, bir ülkenin veya toplumun bilgi üretme süreçlerinde, teknolojik altyapısında ve araştırma yöntemlerinde dışa bağımlı hale gelerek kendi özgün bilimsel potansiyelini kaybetmesi durumudur. Genellikle gelişmiş ülkelerin diğer toplumları kendi bilgi sistemleri ve buna bağlı olarak ideolojileri altında kontrol etmesi bu şekilde olur.
Bilimsel sömürü, “bilimsel araştırma” kisvesi altında gelişmiş ülkelerin veya çok uluslu şirketlerin, yerel halkların geleneksel tıbbi bilgilerini ve genetik kaynaklarını (bitkiler, tohumlar vb.) izinsiz ele geçirmesidir. Bu kaynaklar üzerinde mülkiyet hakları iddia edilerek asıl sahiplerinin ekonomik ve ticari sömürüye uğramasına yol açar.
Zihinsel esaret, yerel ve tarihi kültürlerin değersizleştirilerek, yalnızca modern bilgi sistemlerinin “tek doğru” kabul edilmesiyle ortaya çıkan zihinsel boyunduruktur. Bu durum, araştırmacıların........
