Misyonerlik cinneti
Geçen yazımda Milli Güvenlik Kurulu’nun 2001 yılında misyonerliği tehdit sıralamasında ilk sıraya yerleştirdiğini yazmıştım. Ülkede parmakla sayılacak sayıda misyoner olmasına rağmen bu grup, yeni bir tehdit grubu olarak seçilmiş ve böylece ‘misyonerlik-dış güçler–azınlıklar’ çağrışımı propaganda edilerek, toplumda korkunun ve milliyetçiliğin yükseltilmesi amaçlanmıştı demiştim.
Misyonerliğin ülke bütünlüğünü tehdit eden bir AB projesi olduğu öne sürülüyor, medyada, yazılı basında, televizyonlarda bu hedefe yönelik yayınlar yapılıyor, seminerler düzenleniyor, kitaplar basılıyor, devletin kurumlarında, medyada, televizyonlarda adeta bir misyoner cinneti hali yaşanıyor, yaşatılıyordu.
7 Aralık 2001 Sabah Gazetesi, “Misyonerlik Alarmı” başlıklı haberinde MGK’nın misyonerlik tehdidini gündeme aldığını, hazırlanan raporda Ermenilerden de söz edildiğini yazmıştı.
Misyonerliğe karşı mücadele ile azınlıklara karşı mücadele arasında paralellik kurulup misyonerliğin ülkedeki azınlıklar tarafından özellikle Ermeniler tarafından desteklendiği propaganda ediliyordu.
Aynı dönemde yine MGK tarafından devletin güvenlik politikası gereği olarak, “Asılsız Ermeni Soykırımı İddialarıyla Mücadele Koordinasyon Kurulu” oluşturulmuş ve bu kurulun belirlediği strateji gereği 1915’in reddi ve inkârı ile yetinilmeyerek Ermenilere karşı düşmanca söylemler, ayrımcı politikalar hayata geçirilmekteydi.
Eğitim programlarına, müfredata Ermenilerle ilgili düşmanca bölümler ekleniyor, hazırlanan raporlar, paneller ve medya içeriklerinin kamu kurum ve kuruluşları tarafından aksatılmadan uygulanması isteniyordu.
Sergiler basılmış, toplantılar sabote edilmiş, ceza kanununda bulunmayan suç tipleri yaratılarak soruşturmalar açılmıştı.
Bu süreçte dikkati çeken husus, MGK’nın........
