Cevat Abi
Cevat Özkaya çok hikayesi olan insanlardandı… yaşadıklarıyla 1970 sonrası Türk siyasi, kültürel ve düşünce hayatı yazılabilirdi. Sadakatle aylarca Cemil Meriç'in yanında ona sekreterlik yapmış, ona ışık tutmuştu. Meriç'in talebesi olduğu, kültüründen, neyi nasıl okuyacağını bilmesinden, insanı da okuyabilmesinden, düşüncenin nerede uç vereceğini kestirebilmesinden belliydi.
Ercan Yıldırım/ Yazar
Gülünce gözlerinin içiyle gülerdi, kızınca kaşlarında çakan Kafkas şimşeklerinin arasından kartallar havalanırdı. O kartallar biraz sonra naif bir gök yüzünde sakince süzülerek seyreden güvercinlere dönüşüverirdi.
Sahiciydi, rol yapmazdı, rol yaptığını değil rol yapmaya çalışırken beceremediğini kolayca anlayabilirdiniz.
Konuşurken bir anda "oğlum" diye hitap ettiğinde içinize doğan itimat duygusunu, o sahiplenildiğini görme psikolojisini, o kaygılarından bir an arınma hissiyatının tadını ehli bilir.
Nazikti... bizim camiada pek görmediğim bir nezakete sahipti. Beyefendiydi... İstanbul'un, medeniyet merkezlerinin, o büyük kent soylu ailelerinin iyi yetişmiş çocuklarının beyefendiliğine sahipti...
Az insanda gördüğüm mukallit olmayan, kendini laiklere, güya beyazlara, güya İngiliz asilzadelerine benzetmeye çalışmayan bir beyefendiliği, bir estetiği, bir güngörmüşlüğü vardı. Görgülüydü... Oturmasını, kalkmasını, kiminle ne konuşulması gerektiğini bilen bir görgüsü vardı.
2019'da çoluk çocuk İstanbul'a geldiğimizde herkese hediyeler almıştı Cevat Özkaya abi. Hep karşısından bekleyen İstanbul insanında şahit olmadığım bir inceliğe sahipti.
Asaletini kanından, ırkından, kökeninden almadığına eminim, dininden, inancından, okuma, yazma ve düşünceden devşirdiği bir asalet vardı benliğinde. Öyle ki konuşurken Müslümana has üstünlüğü, asilliği bariz hissederdiniz.
Düşünmenin, yazının, kitapların verdiği o üstünlük duygusunu, o asaleti her cümlesinden alabilirdiniz.
Babacanlığını bilen bilir... Yazıya, düşünceye küsmeye yeltendiğim bir gün arayıverdi, "Mutlaka" dedi, "Mutlaka siyasal alanı, devlet meselesini eleştiri ve tekliflerinle kaleme almalısın..." Mümkün Kâmil Devlet aslında onun kitabıdır.
İnsanın hasını çürüğünden ayırırdı; hasları bilip çürükleri........
