menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CNN, MS NOW ve Politico yasağı: Trump ve müesses nizamın medya kavgası

5 0
22.09.2026

Trump yönetiminin basın ve medya üstünden yürüttüğü soğuk savaş 3 Kasım ara seçimlerine giderken izlenen bir siyasi iletişim stratejisi olarak okunabilir.. Söz konusu yaklaşım, kısa vadede Cumhuriyetçi seçmeni konsolide etme potansiyeli taşırken, basın erişiminin sınırları konusunda yeni bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Dr. Damla Taşkın/ Yazar

Donald Trump, ara seçimlere haftalar kala tüm dünyayı ilgilendiren önemli ve gecikmiş bir karar aldığını duyurdu. 18 Eylül 2026 tarihinde CNN, MS NOW (eski MSNBC) ve Politico'nun 'sahte haber' yaptığı gerekçesiyle Beyaz Saray'a girişini "derhal" yasakladığını açıkladı. Kararı takip eden gün ise alınan bu kuruluşlara bağlı olarak çalışanların tamamının Beyaz Saray kartları devre dışı bırakıldı. Öyle ki kartların iptali ile sınırlı kalmayıp yerleşkeye gelen gazetecilerin giriş kartlarına da el konuldu. Hızla yükselen tansiyona ek olarak Trump, New York Times ile Washington Post'un da benzer bir yaptırımla karşılaşabileceğini söyleyerek uyarıda bulundu.

Esasen bu yasak kararlarının gerekçesi, somut kanıtlarla ortaya çıkan bir güvenlik ihlali veya belirli bir yanlış haber değildi. Donald Trump ve bazı Cumhuriyetçi Parti mensupları, bu kuruluşların yıllardır "kasten olumsuz haber" yaptığını ve Demokratlara hizmet ettiğini savunuyordu. Nitekim mevcut tartışmanın temel ayrımı da işte burada ortaya çıkıyor; çünkü olumsuz haber ile yanlış haber aynı şey değildir. Bu nedenle Trump yönetiminin eleştirel bulduğu yayınları akreditasyon kaybıyla cezalandırması, basın kartını mesleki bir belgeden siyasi uygunluk ölçüsüne dönüştürme riski taşıyor.

Amerika'da medyanın bitmeyen güven sorunsalı

Amerikan medyasındaki güven sorunsalı, 11 Eylül sonrasında medyanın sorgusuz habercilik anlayışıyla devlet söylemine teslim olduğu dönemden bu yana biriken yapısal bir krizin eseridir. Nitekim yıllar içinde habercilik ilkelerinden verilen tavizler ve reyting odaklı yayıncılık; medyanın kamuoyu nezdindeki 'objektif denetör' konumunu temelden sarstı. Trump ve ailesine yönelik spekülatif yayınlar ise bu kurumsal aşınmayı daha da ivmelendirdi. Öyle ki Gallup'un 2025 kamuoyu araştırmasında medyaya güvenin yüzde 28 ile tarihi bir dip noktaya gerilemesi, basının toplumsal rıza üretme kapasitesini kaybettiğini ortaya koyuyor. Her ne kadar bu güvensizliği Trump tek başına yaratmamış olsa da geleneksel medya yerine........

© Açık Görüş