menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Arap dili belâgatının Ortadoğu siyasetindeki rolü

30 0
07.09.2026

İstiare, kinâye, tekrîr, karşıtlık, nidâ, soru ve dinî ve tarihî göndermeler gibi belâgat argümanları; politik aktörlerin toplumu ikna etmesine, yönetimsel meşruiyet oluşturmasına, rakiplerini tanımlamasına ve kitleleri özgülhedefler etrafında mobilize etmesine katkı sağlamaktadır. Arafat'ın zeytin dalı ve silah metaforu ile Enver Sedat'ın dinî selamlamayı diplomatik barış diliyle birleştirmesi, bu ilişkinin tarihî konuşmalardaki somut göstergeleridir. Bu nedenle Ortadoğu siyasetini analiz edebilmek için münferit olarak kamusal olayların ve aktörlerin incelenmesi yeterli değildir.

Dr. Ahmet Erkam Selvi/ Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi

Arap dili belâgatı, Arap lisânın ifade gücünü, mâna hassasiyetini ve sözün muhatap üzerindeki yansımasını inceleyen temel bir ilim dalıdır. Beyân, meânî ve bedî' şeklinde üç temel başlık altında ele alınan belâgat, klasik dönemde daha çok edebî metinlerin ve bilhassa Kur'an-ı Kerim'in dil ve üslubunun özümsenmesinde kullanılmıştır. Bununla birlikte belâgatın işlevi salt edebî metinlerle sınırlı değildir. Tarih boyunca hitâbet, siyaset, diplomasi ve sosyo-kültürel etkileşim alanlarında da etkili bir yöntem olarak faydalanılmıştır. Bu öznitelik, günümüzde Ortadoğu siyasetindeki Arap düşünce yapısının anlaşılması doğrultusunda da kritik bir analitik eksen oluşturmaktadır.

Ortadoğu politikasında liderlerin başvurdukları dil, tek başına bilgi aktarma amacı taşımaz. Söylem tarzı aynı zamanda kitleleri ikna etme, belirli bir olay veya aktöre ilişkin algı oluşturma, yönetimsel meşruiyet sağlama ve toplumları özgül hedefler doğrultusunda harekete geçirme işlevlerine sahiptir. Bu noktada klasik Arap dili belâgatında yer alan istiare, teşbih, kinâye, tekrîr, tıbâk, nidâ ve istifhâm gibi anlatım üslupları modern politik ve diplomatik dil içerisinde çeşitli şekillerde uygulanmaktadır.

Kilit argümanlar: İstiare ve mecâz

Bu kertede istiare ve mecâz, Ortadoğu'daki siyasi retoriğin kilit argümanlarından biridir. İktidarlar, karmaşık veya tartışmalı olayları doğrudan beyan etmek yerine, bunları birtakım metaforlar üzerinden belirtebilmektedir. Örneğin bir siyasi mücadele "savaş", "direniş", "uyanış" veya "işgal" gibi kavramlarla açıklandığında, olayın muhataplar tarafından nasıl algılanacağı da büyük ölçüde değişmektedir. Böylece tercih edilen kelime yalnızca bir hâdiseyi tanımlamakla kalmaz; ayrıca da o hâdise hakkında belirli bir düşünce ve duygu uyandırır.

Bu durumun tarihî bir örneği, Filistin Kurtuluş Örgütü lideri Yaser Arafat'ın 13 Kasım 1974 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada........

© Açık Görüş