Dünya Kupası’nda işin şirazesi iyice kaydı
Futbol garip bir oyun… Milyonlarca insanı taraftar etmesi, koskoca bir sanayiye dönüşmesi şaşılacak şey. Uzaylılar dünyaya gelse (tabii gelebildiklerine göre teknolojileri bizden daha gelişkin olmalı) sanırım en çok, içi hava dolu meşin yuvarlağın marifetine şaşarlardı. Gerçi uzaylılara gerek yok, ben de dahil pek çoğumuz futbolun gücüne akıl sır erdiremiyoruz. Futbolda benim garibime giden şeylerden biri de gol sevincinin abartılı yaşanması. Örneğin yakını ölümden kurtulan birisinin sağa sola deli danalar gibi koştuğunu, hastane koridorlarında dizinin üstünde kaydığını, yumruklarını sıkıp kendine doğru çektiğini, yakınlarının tepesine zıp zıp zıpladığını gördünüz mü? Ben filmlerde bile görmedim valla.
Neyse dostlar, futbol takımları tarihini anlatmayacağım ama modern futbolun 19’uncu yüzyılda İngiltere’deki kuruluş yıllarını ve burjuvalarla işçi sınıfı arasındaki sınıf çatışmalarının sporu nasıl dönüştürdüğünü dramatize eden mini dizi The English Game‘i izlemenizi öneririm. Gerçek olaylara dayanan dizide; iki farklı sınıfın futbolcuları, (hem saha içindeki mücadelelerinde hem de özel hayatlarında) yaşanan zorluklarla yüzleşerek oyunu ve toplumsal yapıyı değiştirirler.
Milli takımların vatandaşların ortak paydası ve sevinci olması beklenir. Geçmişte “Neden İngiliz Milli Takımı’nı tutmuyoruz?” başlıklı yazımda çevremdeki dostlarımın ülkedeki ırkçılık, ötekileştirmek ve göçmen düşmanlığı gibi kavramlardan dolayı kendilerini bu ortak paydada göremediklerini yazmıştım. Türkiye’de de öyle sayılır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın........
