menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fenerbahçe'de 10 Milyonluk Borç Tartışması: Para Değil, Zihniyet Meselesi

15 0
29.09.2026

Fenerbahçe'nin mali genel kurulu, sahada yaşanan tartışmalardan çok daha önemli bir meseleyi gün yüzüne çıkardı. Başkan Aziz Yıldırım, kürsüden Acun Ilıcalı'nın sahibi olduğu Exxen platformunun kulübe borcu olduğunu söyledi. Rakam, Yıldırım'ın ifadesiyle "10 milyon seviyesinde kalmış". Peki bu haberin asıl önemi rakamda mı? Hayır. Asıl mesele, bu borcun neden hâlâ orada durduğunda ve bir kulübün ticari hafızasının nasıl bu kadar zayıf olabildiğinde.

Yıldırım'ın açıklamasını dikkatli okumak gerekiyor. "Naklen yayın yapmış bizim yönetimlerle herhalde" diyor. Yani mesele tek bir dönemin değil, farklı yönetimlerin, farklı anlaşmaların toplamı. "10 milyon, 22 milyon, 32 milyon neyse şimdi 10 milyon borç kalmış" cümlesi, aslında bir borcun zaman içinde nasıl kemirildiğini, nasıl ertelendiğini ve nasıl bir alacak-yükümlülük ilişkisi hâline geldiğini anlatıyor. Burada bir futbol kulübünün ticari zekâsı sorgulanmalı.

Şunu net söyleyeyim: Bir yayın kuruluşu, bir spor kulübünün içeriklerini naklen yayınlayacaksa, bunun bedeli sözleşmeyle bellidir. Ödeme takvimi de bellidir. Eğer o para gecikiyorsa, orada iki ihtimal vardır. Ya sözleşme kulübün aleyhine yazılmıştır, ya da kulüp alacağını takip etme disiplinini kaybetmiştir. İkisi de yönetim meselesidir. İkisi de futbolun parasının nasıl yönetildiğiyle ilgilidir.

Yıldırım'ın "Parayı niye almadınız?" sorusu, aslında kendi geçmiş yönetimlerine de sorulmuş bir soru. Çünkü bu borcun birikmesi bugünün meselesi değil. Yıllara yayılan, farklı dönemlerde doğan ve nihayetinde "10 milyona inmiş" bir alacaktan bahsediyoruz. Bir kulübün ticari ilişkilerinde bu tür bir gecikme, sadece nakit akışı sorunu değildir; kurumsal hafızanın, sözleşme takibinin ve mali disiplinin zayıflığıdır.

Şimdi işin futbol tarafına bakalım. Fenerbahçe camiası olarak hepimiz biliyoruz ki, kulübün gündemi sadece borç-alacak meselesi değil. Transfer dönemleri, teknik direktör tercihleri, derbi hazırlıkları, Avrupa kupalarındaki performans... Ama işte tam bu noktada bir soru sormak gerekiyor: Eğer bir kulüp, kendi ticari gelirlerini zamanında tahsil edemiyorsa, sahada kuracağı kadroyu nasıl sağlıklı planlayabilir? Eğer yayın gelirleri gecikiyorsa, transfer bütçesi nasıl güvenilir olabilir?

Bu tür mali genel kurullar, aslında futbolun görünmeyen yüzünü gösterir. Taraftar sahada 11 oyuncuyu görür, tribünde 90 dakikayı yaşar. Ama o 11 oyuncunun maaşı, o transferin bonservisi, o tesisin elektriği, o kulübün borcu-alacağı... Hepsi bu salonlarda konuşulur. Aziz Yıldırım'ın kürsüden "içim rahatlasın" diyerek........

© ABC Gazetesi