menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kapitalizm mi yamyam yoksa heveslerimiz mi?

33 0
11.08.2026

En tatsız yüzleşme, daha doğrusu hesaplaşma, kapitalizmi biraz da bizim sınırsız heveslerimizin doğurup - büyütüp - beslediği gerçeğiyle olandır. Amerikalı ünlü feminist teorisyen Nancy Fraser, "Yamyam Kapitalizm" adlı çalışmasında, her şey için geç kalınıp kalınmadığını, güncel küresel meseleler ışığında ele alıyor.

Birazcık olsun yanlış anlamamış ve gözlemlememişsem birçoğumuz hesapta kapitalizme karşı çıkıyoruz ancak onun şekillendirdiği, öğrettiği hayatı sevmekten ve arzulamaktan geri durmuyoruz.

Başta pahalı telefonlar olmak üzere tüm dijital cihazlarımız en iyisi olsun istiyoruz ama neredeyse her yıl çöpe atılan yüzmilyonlarca dijital cihazın milyonlarca tonluk yongasını, zehirli kimyasallar içeren pillerini düşünmüyoruz. Aktarmadan aktarmaya, bir uçuştan diğerine koştururken biri de sizin bineceğiniz binlerce uçağın semaya saldığı gazı, siz egzotik bir limanda selfie yaparken seyahat ettiğiniz devasa cruise gemisinin onca sintineyi boşalttığı yüzlerce varilin hangi üçüncü dünya ülkesinin topraklarına gömüldüğünü umursamıyoruz.

Kapitalizm, tüketim hırsını dizginlerini koparmada olduğu gibi umursamazlığı ve bencilliği bulaşıcı bir hastalık gibi yaymakta çok mahir.

HAYAT NE KADAR VERİYORSA...

Nanhcy Fraser'in sorguladığı gibi, hepten hapı yuttuk mu bilmiyorum. Sosyal medya devriminden sonra artık herkes hayat potansiyel olarak ne sunuyorsa hepsini talep ediyor. Herkes adını bile telaffuz edemeyeceği Rönesans ressamlarının eserlerini yerinde görmek, Trevi Çeşmesi önünde instagram için bir karecik olsun fotoğraf çektirmek, İspanyol Merdivenleri'nde pizza dilimini yemek istiyor. En düş gücü kıt olanımız marketlerdeki derin dondurucular ağzına kadar dolu olsun, her biri ulaşılabilir, satın alınabilir, mümkünse sağlığımıza zararlı olmasın istiyor. Herkes durmaksızın, hesapsızca, şuursuzca istiyor, çünkü başka türlüsünü bilmiyor. Gelecekten ödünç alınmış görece bolluk içinde Pompei'nin son günlerini yaşadıkları gerçeğinden gözlerini kaçırıyorlar. Kapitalizm bütün nimetleriyle bir velinimet gibi elini başlarından çekmesin ama hem iyi huylu ve güzel fikirli hem vicdanlı ve adil davransın istiyorlar. Paylaşmasınlar ama tüketsinler, en iyilerine sahip olsunlar ama eşitsizlik de olmasın umuyorlar. Kısacası sınıf şuursuzluğunda nirvanayı yaşıyorlar.

GERÇEKTEN HAPI YUTTUK MU?

Kapitalizmi "Kâr odaklı bir ekonomiyi, düzgün işleyebilmesi için ihtiyaç duyduğu ekonomi dışı destekleri "yağmalayabilsin" diye yetkilendirmiş toplumsal bir düzen" olarak tarif eden Amerikalı feminist teorisyen Nancy Fraser, biz okurlara fena halde başımızın dertte olduğunu söylüyor ve bu kronikleşmiş sorunun çerçevesini şöyle çiziyor:

"Ezici bir borç yükü, güvencesiz çalışma, her geçen gün azalan geçim kaynakları, alanı daralan kamu hizmetleri, dağılıp parçalanan altyapılar, giderek geçilmez hale gelen sınırlar, ırkçı tonu artmış şiddet, ölümcül salgınlar ve şiddetli meteorolojik olaylar!.."

Çağdaş eleştirel düşüncenin önemli isimlerinden olan Fraser, "Yamyam Kapitalizm" adlı kitabında, üzerimizde baskı oluşturan şu can yakıcı soruların cevaplarını arıyor:

"Gerçekten hapı yuttuk mu?.. Bizi adım adım yok oluşa sürükleyen bu toplumsal sistemi ortadan kaldırmanın yolunu bulabilir miyiz?.. Sistemin yarattığı çoklu krizleri ele almak üzere bir araya gelebilir miyiz?"

KAPİTALİZM ANLAYIŞIMIZI GENİŞLETMELİYİZ

Fraser kitabında, kapitalizm anlayışımızın sınırlarını genişletmemiz gerektiğini vurgularken (ben iki paragraf yukarıda o sınırları tersten genişlettiğimizi anlatmaya çalışmıştım) kapitalizmin ırkçılığının yapısal bir özellik olduğunu ifade ediyor. Yazar, kapitalist krizin başlıca alanlarından birinin toplumsal yeniden üretim meselesi olduğunu başlı başına bir konu başlığı olarak ele alırken eko politikanın çevre ötesi ve antikapitalist olması........

© 9 Eylül Gazetesi