Jorge Luis Borges'ten Alberto Manguel ve Pars Tuğlacı'ya... Ormanda Kaybolmak
'İstanbulin' ile bizi yedi tepeli şehri köşe bucak gezdiren Ertuğ Uçar, yıllar sonra yeniden basılan ve kendine özgü tuhaf bir sözlük, bir duygular lugati ya da minik öyküler, daha da minik anlatılar niyetiyle okunabilecek olan kitabı 'Ormanda Kaybolmak' ile ustalara selam çakıyor.
Kurmacalarından çok kitap ve okuma kültürü üzerine yazılarıyla okuma ufkumuzu şekillendiren yazarlardan Alberto Manguel, meşhur 'Hayali Yerler Sözlüğü'nde -iki koca cilltten oluşan ağırbaşlı bir sözlükten söz ediyoruz- edebiyatın düşsel mekanlarını, dış katkılarla da genişleterek birçoğu minicik kurmaca öyküler olarak da okunabilecek maddeler yaratmıştı. Temsil orada vampirlerin şehri Selene'den söz ediledursun ben size Shnagri-La diyeyim, gerisini siz anlayın.
Öte yandan Manguel'in ergen bir çocukken kitaplar okuduğu üstadı Borges ise 'Düşsel Varlıklar Kitabı'nda mitolojiyle, modern insanın düşgücü arasındaki sınırları yıkarak mitolojiye yepyeni bir yorum ve yaklaşım getirmişti. Borges'in bu kitabında yaptığı sadece klasik mitolojilere bir yorum getirmek değil edebiyata yeni havalandırma bacaları açmaktı.
BİR ŞEY ROMAN DEĞİLSE ÖYKÜDÜR
Ertuğ Uçar'ın yıllar sonra yeni yayınevinde yeni edisyonuyla bir kez daha okuruyla buluşan Ormanda Kaybolmak'ı da benzer bir hissiyatı veriyor! Nedir o hissiyat?..
Bu kitapta da mekanlar, anlar ve olayların sınırları zorlanıyor, en sıradan şeylerden yeni anlam ve durumlar yaratılması.
Ertuğ Uçar'ın 'Bir Sözlük Hayali'ne değinerek kaleme aldığı sunuş yazısını okumak bu metinleri nasıl karşılamak ve kabul etmek konusunda önemli ipuçları barındırıyor. Uçar'ın Giorgio Manganelli'den ödünç aldığı ifadeden öğreniyoruz ki "Bir şey roman değilse öyküdür!.."
Öte yandan 'sözlük gurusu' Pars Tuğlacı'nın sözlüğüne verdiği 'Okyanus' ismine de bir dikkat notu iliştirerek kitabının maddeler halinde okunabileceği önerisini de getiriyor.
Öyküler... Sözlük maddeleri... Değiniler... Minik öyküler.... daha da minik anlatılar!.. Varın siz gönlünüze göre adlandırın. Lakin en uygunu, kitaptan altını çizdiğim bazı bölüm ve satırlardan örnekler vererek kararı siz okurlara bırakmak!
SARMAŞIK İSTİLASINI TAKİP EDEBİLMEK
Acele Çabuk Hemen Hızlı
Sarmaşıklar hızlı büyürler. Gözleri baklava şekilli bir tel çiti, ok gibi uçlarıyla sararlar. Sıvası pütürlü bir evin balkonuna bir çırpıda tırmanırlar. Uçlar bir insanın serçeparmağına dolanacak kadar dar bir spi-ralle bulduğu ilk yere önce sıkı bir düğüm atar; sonra kemendini etrafta savurur. Nereye değerse, oraya sarılır. Bu böyle sürer. Ne zaman örülmüş bu ağ, bilemezsiniz. Evet, çok hızlıdırlar. Gelin görün ki, hiçbir insan bir sarmaşığın ilerleyişini takip edemez...
Aklına Gelmek Düşünmek Hatırlamak
Unutmadığın, hiç silinmeyen bir resim var mı zihninde? Arada bir tüm canlılığıyla çıkagelen; bir resimden fazlasına sahip -ama resim diyorum ben- kokuları, tatları, türlü türlü tarif edilmez hisleri de beraberinde getirip önüne yığan; tüm duyularını ele geçirip sana sahip olan bir resim...
Rüya tiranlarının öfkesi en kötüsüdür. Bundan korunmak için gözleri ters çevirip iç yüzlerine taze anne sütü sürülmesi önerilir. Ayrıca karyola duvardan uzaklaştırılmalı der kimileri. Bira mayası, ekmek ve yılanotu karışımı da denenebilir. Yine de tüm bunlar verilmiş kararı bozmaz. Uzaklarda bir kum saati çevrilmişse sizin için, artık son yaklaşmıştır. Evet, bu öfke en kötüsüdür. Tüm yaşamlarınızın görülmemiş hesapları kapanacak demektir. Zavallı insan. Teslim olur. Yüzlerden ibaret yarı varlıkların dünya dışı diller konuştuğu, cinlerin camlarını parlattıkları cumbalarından güzel dünyamızın seyredilebildiği bir konağa yerleşmektir bu. Kum, çok yavaş geçer saatin cam boğazından. Böylece kişinin, oturduğu cumbadan geçmiş yaşamlarına bakarak bu öfkeyi hak etmek için yaptıklarını bir bir hatırlamaya zamanı olacaktır.
Gerçek Halüsinasyon........
