Hızla dönüşen dünyada Sözcüklerin Anlamı
Roman ve öykülerinin yanı sıra denemeleri ve önemli yazarlardan yaptığı çevirileri ile tanıdığımız Cem Akaş, yaklaşık otuz beş yıldır Türk yayıncılığının önemli markaları altında yaptığı editörlük ve yayın yönetmenliği ile çağdaş Türk edebiyatı ve düşünce iklimine büyük katkılar verdi.
Yazar, geçtiğimiz günlerde yayımladığı yeni romanı Sözcüklerin Anlamı ile dönüşsüz bir kıyamet yolculuğuna çıktığına artık emin olduğumuz gezegenimizin yakın gelecekteki distopik yazgısının sınırlarında dolaşıyor. Romanın fonunda ise aslında ayrı dünyaların insanı olan iki gencin atraksiyonlu aşk hikayesi var.
Bol göndermeli, bir o kadar alıntılar ve mini yorumlarla bezeli, geçmişle bugün ve gelecek arasında köprüler atan fragmanlarla
yüklü romanda olaylar dünya çapında yaşanan elektrik kesintilerinin ve türlü sosyal ve siyasi çalkantıların etkisindeki bir 'yeni normal' tasviri yapılıyor. Bu ortamın şaşkın mağdurları ise sosyal medya ve yapay zekanın türlü yan etkilerine maruz kalmış postmodern dünyevi kıyametin insanları. Bu gelişmelerin insanlığın nereye sürüklediğini merak ederiz etmesine ama bir yandan da Duru ile Demir'in kendi sakin dünyalarına dahil ettikleri 'aşklarını' korumak adına neler yapabileceklerininde derdine düşeriz.
Az sayfalı olduğuna bakmayın, kolay bir roman değil
Sözcüklerin Anlamı. Okurunu felsefeden dine, sanattan siyasete, güncelden, en kadim insanlık sorunlarına evrensel bir geziye çıkarırken her farklı roman gibi özel bir ihtimam ve okuma konsantrasyonu da istiyor çünkü.
Dahası, su gibi akan değil, aksine içinde düşe kalka ilerlemeye çalışırken sele kapıldığınız bir metin.
Noktanın Kesişimleri Antolojisi, 7, Suç ve Ceza, Belkienisbatur, Gizli Hava Müzesi, İse, İse Ki Değil, Aşkın Zembereği, Balığın Esir Düştüğü Yer, Aşkın Zembereği & Uyandığında Kadın Hala Yanındaydı, Pop Art: Kaldırımdaki Dondurma, Oyun İmparatorluğu, R / Öyküler 1985-2001, Kant Kulübü - Bir İlkgençlik Macerası, Zibaldone 2, Gitmeyecekler İçin Urbino, ve 19 gibi eserlerinin yanı sıra çocuk kitaplarıyla tanıdığımız Cem Akaş ile yeni romanını, yayımcılık ortamını konuşurken dünyanın gidişatına da değindik.
BENZEYENE DEĞİL BENZEMEYENE
Yapay zeka, her geçen gün artırılan yetenekleriyle hayatımızın içine giriyor. Bu evrensel zihnin kitapların dünyasına etkisi nasıl olacak?
Yapay Zeka, kullanıldığında işe yarayan bir araç ama yaratıcı bir benlik değil. İşleyiş ilkesi istatistiğe dayanıyor – “bu sorunun gerçeğe benzer en olası yanıtı nedir?”, “Bu bağlamda bu sözcükten sonra gelmesi en olası sözcük hangisidir?”. Elindeki devasa (ve giderek büyüyen) kaynakların bu mantıkla taranması sonucunda karşımıza çıkan yanıtlar, bizi bunların düşünülerek/tartılarak verildiğine ikna edecek kadar insansı artık, ama bu işin özünü değiştirmiyor.
Yani?..
Yaratıcılığın işleyiş ilkesi bunun tam tersi – en az verilmiş yanıta, takip etmesi en az beklenen adıma odaklanan bir süreç aslında. Benzeyene değil benzemeyene yönelen bir arayış. Dolayısıyla yapay zeka teknolojisinin bu yönelimi değişmediği sürece bu anlamda korkacak pek birşey yok; asıl korkulacak şey, “yapay zeka ürünü bir roman okumak istemem” diyecek insanların sayısının hızla azalacak olması. Diğer sanat alanları için de geçerli bu.
ŞEHİRLER HEP DEĞİŞECEK
Romanın varlık nedenini ve hangi fikir etrafında şekilleneceğini soracaktım şu alıntı sanırım Sözcüklerin Anlamı'nı iyi tasvir ediyor bence: "... şehirler gerçeğin kurulduğu ve yok edildiği ana mekanlar olarak, insanlığın epistemolojik kurgusu açısından inanılmaz ölçüde düşündürücü bir rol oynuyor..."
Bu alıntının romanın varlık nedeni değilse bile varoluş biçimiyle ve gittiği yerle bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu alıntıdan yola çıktığınız saptamanın isabetli olduğunu söyleyebilirim. Görme biçimleri kadar bilme biçimleri de bizi bir tür olarak çeşitli yollara soktu tarih boyunca, sokmaya da devam edecek. Biz gözünü dikip bakan ve gören bir tür haline geldik, oysa bu kaçınılmaz değildi, tarihin önemli bir dönemini yan gözle bakarak, göz ucuyla görerek geçirdik çünkü, adını koymadan bilmeye değer verdik. Bunu değiştirdiğimizde her şeyimizi değiştirdik, nerede nasıl yaşadığımız başta olmak üzere; şehirlerin yapısı ve boşlukları da böyle değişti. Bugün o yapının içinde yepyeni bir görme ve bilme biçimine doğru ilerliyoruz, teknolojiyi organikleştirerek........
