Edebiyat güç verir!
Çocuk ve ilk gençlik romanlarıyla önemli ödüller alan ve bazı kitapları satış rekorları kıran Almıla Aydın, okumanın şifa boyutunu şöyle tarif ediyor: Edebiyatın her yaş için iyi gelen, iyileştiren bir yanı var. Yetişkinler gibi çocuklar da, kitaplardaki karakterlerin benzer acıları, korkuları, zorlukları ya da umutları yaşadığını görünce yalnız olmadıklarını anlarlar. Kısacası edebiyat güç verir!
Çocukların okuma tutkusu, ilgilerinin biçimlenmesi ve bir ihtiyaca dönüşmesi (alışkanlığa değil) sanırım 10 yaş sonrasında ivme kazanıyor. Almıla Aydın özellikle aralarında 'Esrarengiz Kelimeler' serisi, 'Son Koleksiyoncu' ve özellikle Uluslararası Çocuk Kitapları Kurulu'nun listesinde yer alan 'Zamansız Şehrin Çocukları' adlı romanlarıyla çocuk ve ilk gençlik edebiyatımıza büyük katkı veren yazarlardan. Hayatını şu sıralar İtalya'da sürdüren ancak her kitabıyla Türkiye'nin çocuklarını kucaklamayı başaran, ilgisi, bilgisi ve tüm birikimini Türkçenin yeni okurlarına adayan Almıla Aydın ile söyleşimizde okuma uğraşının ilk nasıl biçimlendiğine eğildik. Yazarımızla, dijital imkanların adeta sonsuzlaştığı, sanal medyanın hükmünü sürdüğü bir dönemde çocukların okuma ile ilişkisinin nasıl yürüdüğünü konuştuk...
ÖNCE ÇOCUKLARI ANLAMAK GEREK
Her şeyin görünür, bilinir ve kolay ulaşılır olduğu dijital çağda çocuklara kitap okutmak daha da zorlaştı sanki, ne dersiniz?
Çok haklısınız; bir tarafta “sessiz ve sakin” duran kitaplar, diğer tarafta dediğiniz gibi sonsuz rengin ve hareketin yer aldığı bir dünya var. Yazarlara büyük iş düşüyor. Öncelikle ritmi canlı bir kurgu çocukları kitaplara çekmeyi kolaylaştırıyor. Kendi adıma, yazmayı sevdiğim türlerin bana bu konuda desteği oluyor. Macera, polisiye, bilim kurgu ya da distopya yazdığınızda hızlı bir giriş yapmadan, o hızı olabildiğince sürdürerek merak unsurunu güçlü tutmadan olmuyor zaten. Bu sözünü ettiğim türlerin gereği!
Çocukların okur davranış ve tercihlerine dair gözlemleriniz yazma şeklinizi de etkiliyor mu?
Her yazar gibi... Karakterlerin gerçekçi olması diğer önemli bir nokta. Bunun için ise çocukları anlamak; beklentilerini, sorunlarını, hayallerini görmek önemli. Kitaplardaki karakterlerle kendilerini özdeşleştirdiklerinde, karakterle bağ kurduklarında okumak istiyorlar. Didaktik olmamak; iletişim şekillerini yansıtan, karmaşık olmayan bir dil kullanmak da çocukları kitabın içine çekme konusunda işe yarıyor. Sürekli öğretme kaygısı içinde olan metinler, yetişkinleri bile kitaptan soğutur! Metne şifreler ve bulmacalar katmak ise çocukları sürecin bir parçası yapıyor; bunu da kendi yazdığım kitaplarla tecrübe ettim. Yeri geldiğinde dijital kültürü de hikâyenin bir parçası yapmak, yine kitapla yakınlaşmalarına yardımcı olabilir.
İYİ OLASILIKLAR DA VAR
'Saklı Dünyaya Yolculuk' adlı romanınız, çocukların hayal gücüne dair önemli şablonlar barındırıyor. Öncelikle okuma uğraşı, hayal dünyamızı nasıl etkiliyor?
Yaşımız ilerledikçe bir tür hayallerimizi bastırma, üstünü örtme, geçiştirme “becerisi” geliştiriyoruz. Dilediğimizce hayal kurabileceğimizi unutuyor, gittikçe daha az hayal kurar hâle geliyoruz. Yetmezmiş gibi önce kötü olasılıklara odaklanıyor, zihnimizi olumsuz düşüncelerle boğuyoruz. Oysa iyi olasılıklar da var. Aslında o noktada bence kitaplar hem çocuklar hem de yetişkinler için tam bir sığınak, çünkü hayallerin ucu bucağı olmadığını bize en iyi hatırlatan şey kitaplar.
Ya çocukların dünyasında?..
Hayaller sayesinde çocukların yaratıcılıkları gelişir; yeni fikirler üretirler, sorunlara çözümler bulurlar. Hayalî oyunlarda karakterler oluşturur, hikâye kurarlar. Hayal dünyalarında istedikleri rolleri üstlenirler; cesur, güçlü, başarılı olurlar, böylece öz güvenleri artar. Geleceğe dair kurulan hayaller ise bir hedef belirleyip yol çizmelerini ve o hedefe ulaşmak için harcayacakları çabayı destekler. Belki zamanla o hayal değişir ancak hedef koyma alışkanlığı kalır. Hayaller için bir tür motivasyon kaynağı da diyebiliriz.
ÇOCUKLAR DAHA NET VE ADİLLER
Edebiyatın bir teselli boyutu da var. Çocuklar bunu ne denli hissediyor?
Edebiyatın her........
