menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu çağın çılgın gezgini!

27 0
03.02.2026

HİNT asıllı yazar Salman Rushdie, Miguel de Cervantes'in karizmatik ve unique karakteri Don Kişot'tan esinlenerek kurguladığı romanı 'Kişot'ta, Hint - Amerikalı kahramanını, tıpkı Cervantes'inki gibi diyar diyar dolaştırıyor. Rushdie'nin kendi dilinde yayımlandıktan yedi yıl sonra Türkçeye kazandırılan meta kurgusu 'Kişot', postmodern yorumuyla '2019 Booker Ödülü' kısa listesine alınmıştı. Salman Rushdie, 'Kişot' için popüler sanat - edebiyat sitesi Literary Hub'dan Mitchell Kaplan'a verdiği röportajda, Don Kişot'u bugünlere taşıma nedenini şöyle anlatmıştı:

ELLİ YIL SONRA BİR KEZ DAHA DON KİŞOT OKUMAK

"Kişot'u bugüne taşımak benim için -tuhaf olduğu da bir gerçek ama- tamamen raslantısal bir şeydi. Romanın bir fikir olarak olgunlaşmasından dört beş yıl kadar önceydi. Tam olarak Shakespeare ile Cervantes için çifte kutlamalar yapılan yıldı. Bu yüzden kitap festivallerine katılan birçok yazardan bu dev yazarlar hakkında konuşmaları isteniyordu. Benden de onları karşılaştırmam, zıtlıklarını ortaya koyan bir şey yazmam istenmişti. Bu vesileyle yarım yüzyıl sonra Don Kişot'u bir kez daha okudum ve müthiş keyif aldım. O vakitler zaten bir otomobil kiralayıp Amerika'yı baştan sona gezerek bir seyahat kitabı yazma fikrim vardı. Modern zamanların gezgini yeni Kişot'u işte o seyahatler sırasında kurguladım."

Rushdie, Hint basınından Mint'e verdiği röportajda da yaratım sürecini şöyle ayrıntılandırmıştı:

"... aslında Don Kişot hayranlık verecek kadar modern, hatta postmodern bir roman. Karakterleri kendilerinden söz edildiğini, kendilerinin hayatının anlatıldığının farkında olan bir roman. Kişot ile karakterlerimin yaratıcısı ve hayatı hakkında paralel bir öykü anlatmak ve iki öykünün, iki anlatı çizgisinin nasıl birleştiğini kendi doğası içinde göstermek istedim."

POSTMODERN ÇAĞIN GEZGİNİ

Salman Rushdie'nin ana vatanı Hindistan’dan başlayan, ardından ABD'yi baştan başa kat eden 'Kişot'un konusuna gelince...

Romanın baş kahramanı Sam DuChamp, hayatını ABD'de sürdüren, bir dizi başarısız casusluk - gerilim kurguları yayımlamış Hindistanlı bir yazardır. Günün birinde "Daha önce denemediği bir tarzda, yenilikçi ve alabildiğine radikal bir kitap" yazma fikriyle yola çıkar ve İsmail Smile adını verdiği karakterini yaratır. Bombay doğumlu Smile, gezici bir ilaç pazarlamacısıdır. Her sabah televizyondaki reality şovları izlemeyi takıntı haline getirmiştir. Günün birinde o ekran yüzlerinden birine, eski Bollywood yıldızı televizyon sunucusu Salma R'ye gönlünü kaptırır. Smile, hiç tanımadığı ekran yıldızına 'Kişot' nick'iyle aşk mektupları yağdırır. Bu da yetmez, yanına hayali oğlu Sancho'yu da alarak Chevrolet Cruze'uyla hayali aşkının peşinden ABD'yi karış karış dolaşmaya başlar. Smile ile yoldaşı, gezileri boyunca ülkede yükselen ırkçılık dalgasına, alt sınıfların opioid müptelalığına, popüler kültürün Amerikan toplumuna olan etkilerine dair birçok gözlemde bulunur. Olaylar ilerledikçe Kişot karakteriyle yazar DuChamp'ın kişilikleri ve hayatı hayatları birbirine karışır.

Küçük bir not: Daha önce Salman Rushdie'nin 'Soytarı Şalimar' ve 'Altın Ev' romanlarının yanı sıra V.S. Naipaul, Susan Sontag ve Colson Whitehead çevirileriyle tanıdığımız Begüm Kovulmaz'ın 'Kişot'u Türkçeye kazandırmış olması, romanı daha da okunur yapıyor.

NE DEMİŞLER, NE YAZMIŞLARDI?

'Kişot' ilk yayımlandığında büyük övgüler almıştı...

* Janette Winterson: Rushdie'nin 'Kişot'u, o zehir gibi zeki adamın güzel, duygusuz, yürek ısıtan sonu, gerçek olan ve gerçek olmayan arasındaki soruya verilen dolaylı bir cevap olarak kabul edebiliriz. Kişot aşk ve dilin........

© 9 Eylül Gazetesi