menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ahlak, Etik ve Siyaset

14 0
07.10.2026

Türkiye’nin bu günkü toplumsal işleyişi ve son gelişmeleri, sosyolog Zeliha Bürtek’ten Bülent Arınç’a kadar “sosyal çürüme” içinde bulunma durumu olarak nitelendirildi. Peki böylesi bir değerlendirmeyi hak eden davranış yapılanmasının nereden tetiklendiğini hiç düşündünüz mü? Genellikle verilen hazır cevap, ahlaki erozyon oluyor. Ancak bana göre böylesi bir toplumsal durum, çok daha karmaşık ve çok boyutlu toplumsal yapılanma ve işleyişten tetikleniyor. İnsanların zihniyet yapısından sosyal ve toplumsal yapılanmaya kadar uzanan süreçler ve durumlar devreye giriyor.

Bilindiği gibi insanları belli davranışlarda bulunmaya yönlendiren motifler, psikolojik uyarı ve dürtü şeklinde ortaya çıkarlar. Bunlar belli bir birikim ve eşik değeri aştığında insanlar belli davranışlarda bulunurlar. Bu motiflerin bir kısmı doğuştan gelen biyolojik birincil türdendir. Ancak birçok motif, yaşam süreci içinde zamanla öğrenilen alışkanlıkların kalıplaşması ile şekillenen ikincil motiflerdir. İnsanlar aynı anda, farklı eğilim içindeki değişik motif sistemlerine sahip olabilirler. Bunlar insanların beyin sapı, limbik sistem ve bellek sisteminde kayıtlı kalıplar olarak, geçmişin birikimi, kalıplaşmış motif sistemleridir. Duygusal motivasyonlar; hırs, rekabet, sempati, antipati olarak; geleneksel motivasyonlar, yaşam alışkanlıkları olarak; değer yargılarına dayalı motivasyonlar ise dini, etik ve politik değer yargıları olarak şekillenirler. Ayrıca amaç değerleri de geleceğe dönük motif sistemleri olarak insan davranışlarını yönlendiren unsurlar olarak ortaya........

© 9 Eylül Gazetesi