Hayatı Bayram Ederler
Hayvanları hep çok sevdim. Ama uzun süredir hayatımın odağında yer alıyorlar. Son yıllarda “ben ne yapıyorum” diye durup kendime baktığım her an onları düşünürken veya bir şeyler yapmaya çabalarken buluyorum kendimi. Zor durumdalar. Çok zor.
Ülkemizde büyük bir kesimin isteği etraflarında onları görmemek, seslerini duymamak. Son iki yıldır yasa ve yönetmeliklerden de güç alıyorlar ne yazık ki. O nedenle gün geçmiyor ki hayvanlara uygulanan zulüm ve katliamlarla karşılaşmayalım.
Onları seviyorum ama onlar için çabalamam sadece sevgi nedeniyle değil hatta daha çok yaşam haklarına duyduğum saygı gereği. Benim gibi bu yolda olmaktan mutluluk duyan, mücadele alanı olarak seçen birçok arkadaşımın da böyle düşündüğünü sanıyorum. Bizlerin tam karşı tarafında duran kişilerin en büyük yanılgıları bu bence. Kendisi yaşamayı bu kadar sevip, daha uzun yaşamayı amaç edinmiş “her ölüm erken ölüm*” diyen insanın diğer canlıların yaşam haklarını hiçe sayması. Ne kadar akıl almaz değil mi? En azından benim için öyle. İnsanın yaşama arzusu, tutkusu günümüzde bilim insanlarını seferber etmiş durumda. En büyük maddi kaynaklar, fonlar bu konuya akıtılıyor. Hem uzun hem sağlıklı hem de güzel ya da yakışıklı yaşamak neredeyse herkesin hayali. Bu uğurda bedel ödemeyi bile göze alan ama diğer canlılara karşı acımasız davranmayı normalleştiren bir insan modeli dünyayı yönetiyor ne yazık ki. Tüm hayvanların etinden, sütünden, derisinden, tüyünden, kanından, gücünden fayda sağlayan, deney olarak kullanan, her ağır işi onlara yaptıran insan vahşet ve katliam örneklerini yaratmada da sınır tanımıyor.
Hayvanlar olağanüstü içgüdüleri, koruma duyguları, şefkatlı yapıları, cesaretleri ve sadakatleriyle ihtiyaç anında insana el uzatmaktan hiçbir zaman çekinmiyorlar. İnsanın hayvanlara uyguladığı zülüm gün geçtikçe artarken, haberler ve sosyal medya........
