Kimlik, birlik ve hukuk
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkan Donald J. Trump’ın yönetimi ele almaya teşvik ettiği İran halkının bir kısmının, memnun olmasa da devletinin yanında durmak yerine, ülke içinde ve dışında ABD ve İsrail’in saldırısını kutlaması, millî birliğin bir ülkenin bekası için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor. Ülkesi petrol zengini olmasına karşın ekonomik krizle boğuşan, katı dini uygulamalar nedeniyle halkın önemli bir kısmının yönetimle ayrıştığı İran’da, devletin birlik modelinin halkı fakirleştirdiği, ülkeyi zayıflattığı ve hatta bölünmesine neden olabileceği görülüyor. Bu durumdan ders çıkarmamız, millî birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendirerek önümüzdeki günlerde kritik gelişmelerin beklendiği bölgemizde duruşumuzu daha da sağlamlaştırmamız gerekiyor.
Devletler için “birlik (unity / cohesion)” mefhumu, devleti oluşturan halkın aynı siyasal çatı altında kalma ve bunu sürdürme iradesi anlamına gelir. Birlik, sadece coğrafi bütünlük değil ortak kimlik, siyasal meşruiyet, hukuk düzeni ve karşılıklı menfaat dengesi üzerine kurulur. Birliğin en güçlü psikolojik temeli, etnik, din veya hukuk temelli vatandaşlık gibi farklı şekillerde kurulabilen ortak kimliktir. Devletin meşruiyetinin ve devlet birliğinin en kritik kurumsal dayanağı ise hukuktur. Devletleri bir arada tutan şey kimlikten çok adalet duygusudur. Toplumsal adaleti yakından ilgilendiren fırsat eşitliği, bölgesel eşitsizliklerin azaltılması ve refah paylaşımı da birlik için kritik unsurlardır.
Modern devletlerde en güçlü meşruiyet kaynağı, hukuk önünde eşitlik ve anayasal vatandaşlıktır. En stabil birlik modeli, hukuk temelli vatandaşlık birliği, yani eşit vatandaşlık, kültürel özgürlük ve güçlü hukuk devletidir. Güçlü devletlerin ortak özelliği, yüksek kaliteli yargı sistemidir. Sonuçta ekonomik refah üreten bu model, etnik homojenlik gerektirmez.
Osmanlı’da devlet birliğinin temel........
