menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gündem

12 0
08.05.2026

Dayatılan gündemden de, iki günde unutulan maddelerinden de, bunların parçası haline dönüştürülmemizden de çok sıkıldığımı ve kendi gündemimizin peşine düşmemiz gereğini yazmıştım. Bunun gerekçelerini konuşmak ve akıntının önünde sürüklenen yapraklara dönmenin nafileliğini teşhir etmemiz gerekiyor.

“Tüketim toplumu” dediğimiz şey, aslında ve yalnızca raflara saldıran, habire model yükselten, doğal ya da emek ürünü kaynakları silip süpüren insan yığını değildir. Asıl tüketim, düşünceyi, algıyı, tutumu, bireysel ve toplumsal refleksleri aşındırmak, mahvetmek, bireyi ve toplumu sürüleştirmek, kimliksiz ve kişiliksiz bırakmak nihayet köleleştirmektir. Bu başarıldığı zaman, toplum artık şoklara alışmış demektir. Çünkü artık paralize olmuştur, hiçbir şeye şaşırmaz ve daha fecisi doğal, makul, elzem sayar. Sorunların çözümü ve o çözüm için üstüne düşen hak, yetki ve sorumluluğu düşünmez. Bunların anımsatılmasından rahatsız olur. Tepedekiler nasıl düşmansız, şiddetsiz, kavgasız yapamazsa, toplum da gündemsiz yapamaz. Antik Roma’nın arenada gladyatör seyircisi gibi, sürekli kan, ceset, kıyım görmek ister. Bir önceki insan ya da hayvan, mızraklanan, biçilen ya da parçalanan canlının kanı kurumadan, yeni kurbanlar ortaya sürülmelidir. Bu teşbihin günümüzdeki gerçeği şudur: her gün yeni bir dosya, patlayan yeni bir irin, bir öncekine rahmet okutacak bambaşka bir skandal ya da düzenin pespayelik eseri yeni kıyım, cinayet, kaza, patlama…........

© 9 Eylül Gazetesi