9 Eylül ve bir mektup
‘’12 Ocak 1924 Atina,
Yaklaşık yedi asır boyunca Yakın Doğu’nun tamamı ve Orta Avrupa’nın büyük kısmı kanlı savaşlara sahne oldu. Bunun temel sebebi, Osmanlı İmparatorluğu ve onun sultanlarının mutlakiyetçi yönetim sistemiydi. Hristiyan halklara boyun eğdirilmesini kaçınılmaz olarak takip eden Haç’ın Hilal’e karşı din savaşları ve ardından da özgürlüklerine düşkün bütün halkların başarılı diriliş hareketleri, Osmanlı İmparatorluğu sultanların etkisinde kaldığı sürece daima devam eden bir tehlike ortamıydı. Mustafa Kemal Paşa’nın milli hareketinin rakiplerine galip gelmesiyle 1923’de kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bu belirsizlik ve hoşgörüsüzlük devletine kesin bir son verdi. Hakikaten, bir milletin hayatında bu kadar kısa bir zamanda bu kadar köklü bir değişiklik nadiren gerçekleştirilebilmiştir.
Hukuk ve dinin birbirine karıştırıldığı dini bir rejim altında yaşayan, çöküş halindeki bir imparatorluk tamamen hayat ve canlılık dolu modern bir ulus devlete dönüştürüldü. Büyük reformcu Mustafa Kemal Paşa’nın sağladığı hızla, sultanların mutlakiyetçi rejimi sona erdirildi ve devlet tamamen laik oldu. Haklı olarak medeni milletlerin en ön saflarında yer almaya büyük istek duyan bütün millet, gelişmeleri benimsedi. Fakat barışın sağlamlaştırılması, etnik Türk kimliğinin baskın olduğu devletin şu günlerdeki haline........
