menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yahya Kemal: Diplomat ve milletvekili

4 0
previous day

YAHYA   KEMAL   MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN AYAKLARINA  KAPANDI MI? 

Falih Rıfkı Atay, yayınladığı bir  makalede  Yahya Kemal’i  tahfif eden ifadeler kullanmıştı. Dünya Gazetesi’nin   2 Mayıs 1965 tarihli sayısında.   Benzer  ifadeleri Mina Urgan’ın hatıralarında da  görmek  mümkündür. Mina Urgan  Falih Rıfkı’nın üvey kızıdır.   Falih Rıfkı’nın  cümleleri aynen şöyle: Ben yere  kapanarak Atatürk’ün ayağını  öpen tek   adam  hatırlarım: Yahya Kemal! Bursa’da ilk  rastlayışında öpmüştür. 

Falih Rıfkı’nın  Yahya Kemal’in  bu hareketini, Milli mücadelenin en kritik döneminde kendisine  Anadolu’ya geçmesi için gönderilen para ile Bulgaristan’a kaçmasını affettirmek için yaptığın öne sürer. Bu sırada ordu  Eskisehir-Kütahya Savaşlarında  dağılmanın eşiğinden dönmüştür. Yahya Kemal  ise  kaplıca tedavisi  bahanesiyle Sofya’ya   gitmiştir. 

Ben olayın  “ayaklarına  kapanma” şeklinde    gerçekleştiğini   tahmin etmiyorum ama,  şair’in  Atatürk’ten hep çekindiğini  (isterseniz korktuğunu)   söyleyebilirim.  Yahya Kemal’i    otorite (egemen)   karşısında aşırı eğilerek selamlama tutumunu bir çok fotoğrafta  gözlemledim.   Özellikle diplomat olarak güven mektuplarını  sunarken  böyle davranıyor.  Fotoğrafları  incelemenizi tavsiye ederim.  

İTTİHATÇILARLA  İLİŞKİLERİ-DARÜLFÜNUN  HOCALIĞI 

Paris’te Jön Türklük günlerinde tarih, edebiyat ve siyaset  çevreleri ile yakın temas halinde idi. Ahmet Rıza, Dr.  Nazım, Prens  Sabahattin  gibi.  (1903-1912) 

 Üniversitede    okuyan  veya ihtisas yapan   öğrencilerle  aynı ortamı   paylaşıyordu. Dr. Tevfik Rüştü Aras,  Dr.  Nihat Reşat Belger  bu isimler arasındadır. İkisi de  doktordu. Uzmanlık eğitimi  alıyorlardı. 

Yahya  Kemal,  meşrutiyetten itibaren siyasi çevrelerin içinde bulundu. Siyasetin   çatışma ve rekabet   yönü onu  aktif  siyaset adamı olmaktan alıkoydu.    

İlgisi,   tarih ve kültür konularına kaydı.  Hiç   bir zaman aktivist bir  Jön Türk  olmadı. 

Sorbonne’da  siyaset bilimi  okudu. Sınavlarda başarılı  olamadı. Edebiyata  yöneldi. Sonuçta   hiç bir alanda diploma  alamadan  geri döndü.  Arkadaşı Abdülhak  Şinasi Hisar da öyledir. Bu  bana biraz tuhaf  geliyor. 

Ama birikimi ile   dikkat  çekti. Ziya Gökalp  sayesinde Darülfünun  profesörü oldu. Gökalp de  Baytar Mektebine (Veteriner Fakültesi)   devam etmiş,  bitirmemiş  ya da bitirememişti. Hocalık yönü çok takdir ediliyordu.  Hatırlatayım:  Halide Edip de  İnönü  tarafından İngiliz   Dili ve Edebiyatı  kürsününü kurmak üzere  profesör olarak  atanmıştı. (1940) Onun da üniversite diploması  yoktu. Amerikan Koleji mezunu  idi. 

Ahmet Hamdi Tanpınar  ve Nihat Sami Banarlı en eski öğrencileri  ve dostlarıdır. Münir Nurettin ile de arası çok iyiydi. 

Meşrutiyette, siyasilere, İttihat ve   Terakki  hükümeti  bakanlarına  uzak değildi. Ama siyasetin  içinde  değildi. 

SavaşIn  sonuna doğru Talat Paşaya söylediği    birkaç söz dışında  iktidarla  bir  sorunu olmadı.  Bu sözler de savaşın akıbeti ile ilgili idi. Sadece endişelerini  dile getirmişti. 

LOZAN HEYETİNDE   BASIN MÜŞAVİRİ    

Lozan müzakerelerini   Heyeti murahhasa  yürüttü.   ( müzakere ve imzaya    yetkili TBMM  heyeti) Bu heyete  danışmanlık  hizmeti verecek geniş bir   istişari heyet  olduğunu   bilmemiz  gerekir.  Bu heyete   heyeti müşavere  deniliyordu.  

Müzakere  masasına 200  yıllık Şark meselesini   nihai çözüme ulaştırmak için  oturulmuştu. 

Önemli bir nokta  daha vardı. Heyete TBMM  Hükümeti tarafından   siyasi  veçhe verilmişti. Belge 14 maddeden  oluşuyordu. Mustafa Kemal Paşa (TBMM Başkanı)  ve Rauf Orbay (İcra Vekilleri Heyeti Başkanı)  tarafından imzalanmıştı. Hangi konuda ılımlı  hangi konuda  tavizsiz olunması  gerektiği maddeler  halinde   belirlenmişti. Heyet-i Murahhasa  İsmet Paşa, Dr. Rıza Nur, Hasan  Saka’dan oluşuyordu. 

Bu isimlerin  yanı sıra,  Münir Ertegün, Muhtar Çilli, Veli Bey, Zülfü Bey, Zekai Apaydın, Celal Bayar  müşavir  heyetteydiler. 

Dr. Nihat Reşat Belger, Ali Fuat Türkgeldi, Cevat Açıkalın da heyete dahildiler.  

Danışmanlar  heyetinde Cavit Bey, Hayim Nahum Efendi, Tevfik Bıyıklıoğlu, Yusuf  Hikmet Bayur, Tahir Taner, Şükrü  Kaya,  Pirinçcizade Fevzi Bey, Reşit Safvet  Atabinen ve Robert Kolej’in  Türk müdürü   Hüseyin Pektaş da  vardı.

Bu isimlerden bazıları  milletvekili  bazıları  yüksek  bürokrat idi. 

Lozanda  Yahya Kemal  ve  Ruşen Eşref Ünaydın basın  müşaviri  olarak  bulundular. Bu iki isim anlamlı  tercihlerdi. 

Anlaşıldığı üzere, hukuki mali,  idari  konularda ve  ekalliyetler meselesinde  bilgi birikimi olan iyi  yabancı dil bilen  epey geniş bir müşavirler    heyeti vardı. 

 Bu arada Ali Naci Karacan  ve Hüseyin Cahit Yalçın’ın  da  gazeteci sıfatıyla heyete  katıldıklarını  söyleyelim. Ali Naci: Akşam, Hüseyin Cahit: Tanin gazetesi namına Lozan’ı izlediler. 

YAHYA KEMAL’İN DİPLOMATLIĞI 

Yahya Kemal  1922 Bursa görüşmesinden  sonra Gazi  Mustafa Kemal Paşa   fırkasına iltihak etti. Ankara’ya davet edildi. Lozan delegasyonuna (heyet-i murahhasa)    Ruşen Eşref Ünaydın ile birlikte basın müşaviri olarak katıldı. 

Lozan müzakereleri devam ederken  Birinci Meclis  seçimlerin  yenilenmesine karar verdi.  Görüşmeler  kesintiye uğradı. Delegasyon  Nisan ayında  görüşmelere  devam etmek üzere  geri döndü. Kesinti: 4 Şubat  1923,   geri dönüş: 23 Nisan 1923. 

Yahya Kemal,  Müdafaa-ı Hukuk  Birinci Grubunun  lideri  Gazi Mustafa Kemal Paşa  tarafından  aday gösterildi. Urfa’dan   milletvekili  seçildi. 

Milletvekili ve   komisyon üyesi olarak  Fransız  hükümetiyle yapılan   Suriye sınırı görüşmelerinde dikkat  çekici bir  başarı gösterdi. 

Bu diplomatik  başarı  cumhuriyetin kuruluş evresinde  kendisinden    Hariciye Vekaletinde yararlanılabileceği ( elçi olarak istihdam edilebileceği)    kanaatinin  doğmasına  neden  oldu. 

 Yahya Kemal, Fransa’da uzun süre bulunmuş,  İttihatçılar tarafından  Darülfünun   profesörlüğüne  atanmıştı.  Batı  ve  Doğu kültürüne hakim, tanınmış  bir şair olması Hariciye’de    görev   verilmesini   kolaylaştırdı. 

Bu arada  bilinmesi gereken önemli bir  nokta var. Cumhuriyet Osmanlı Hariciye Nezaretinin diplomatik kadrosunu  büyük ölçüde   devraldı. Buna kendi kadrolarını ekledi. 

Yeni diplomatların  çoğu milli kurtuluş savaşının  elitleriydiler:  Askerler de vardı. Siviller de.  iki örnek:  Kemalettin  Sami  Paşa (Berlin Sefiri)  Vasıf Çınar (Prag Sefiri) 

Birinci Dünya Savaşı  Avrupa’nın siyasi  coğrafyasını  değiştirmiş, yeni devletler kurulmuştu. Polonya, Çekoslovakya, Avusturya,  Macaristan, Sırp-Hırvat-Sloven  Krallığı gibi. 

Bu yeni........

© 12punto