CHP içi krizi iktidarın siyasal tasarımı içinde düşünmek
CHP’de yaşanan kriz, siyasal ve kurumsal bir tartışmanın sınırlarını aşarak tarafların birbirlerini ağır suçlamalarla hedef aldığı sert bir çatışma ortamına dönüşmüştür. Sosyolojik açıdan bakıldığında, yaşanan kriz parti tabanında ve sıradan vatandaşlarda önemli bir hayal kırıklığı ve güvensizlik yaratmıştır. Sosyal medyada dolaşıma giren spekülasyonlar, trol faaliyetleri ve bilgi kirliliği de mevcut gerilimi daha da derinleştirmektedir.
Oysa Kemal Kılıçdaroğlu döneminde temelleri atılan müzakereci ve kapsayıcı siyaset tarzı, Özgür Özel’in seçim meydanlarında kurduğu, Atatürk ve Cumhuriyet değerlerini merkeze alan samimi ‘Türkiye İttifakı’ söylemiyle birleşerek çok önemli bir sosyolojik dönüşüme öncülük etmiştir. Farklı politik hassasiyetlere sahip seçmen gruplarını ortak bir gelecekte buluşturan bu geniş tabanlı sosyolojik yapı, ülkenin demokratik ve ekonomik yarınları adına toplumsal bir umut dalgası yaratmıştır.
Gelinen noktada, ana muhalefet partisinin kendi içinde yaşadığı yönetsel tartışmaları bir an önce aşması elzemdir. Zira büyük emeklerle ilmek ilmek örülen bu toplumsal kredinin ve demokratik ittifak potansiyelinin iç çekişmelere kurban edilmesi, sadece partinin kurumsal geleceğini zedelemekle kalmayacak; değişim bekleyen milyonlarca yurttaşın demokratik inancında da telafisi güç bir kırılmaya yol açacaktır.
İKTİDARIN 2028 STRATEJİSİ
2024 yerel seçimlerinin ardından siyasal iktidar, iki temel stratejiyi eyleme geçirmektedir. İlki, Devlet Bahçeli’nin çağrısıyla başlatılan “Terörsüz Türkiye” süreci olmuştur. Bu girişimle, yerel seçimlerde destek vermeyen Kürt seçmenin bir bölümünün yeniden iktidar blokuna yönlendirilmesi hedeflenmektedir.
İkinci strateji ise, yerel seçimlerden güçlenerek çıkan CHP’nin siyasal etkisini azaltmaya yönelik olarak kurgulanmıştır. Bu çerçevede, partinin iç sorunlarının öne çıkarılması ve enerjisinin iç tartışmalara yönlendirilmesi amaçlanmıştır. Sonraki süreçte yaşanan gelişmeler de bu yöndeki iddia ve tartışmaları güçlendirdiği aşikârdır.
Siyasal iktidar tarafından bu stratejiyle, derinleşen ekonomik krizin yol açtığı toplumsal hoşnutsuzluğun ve öfkenin siyasal etkilerinin sınırlandırılması amaçlanmıştır. Geçim sıkıntısının arttığı, dar gelirli kesimlerin yoksullaştığı ve gençlerin geleceklerini ülke dışında aramaya yöneldiği bu dönemde; toplumda yaygınlaşan gelecek kaygısı ve umutsuzluk duygusunun siyasal olarak yönetilebilir hale getirileceği varsayılmıştır.
2024 yerel seçimleri, Türkiye’de değişen toplumsal eğilimlerin siyasal alana yansıdığı önemli bir dönüm noktası olmuştur. Seçim sonuçları, toplumda güçlü bir değişim talebinin bulunduğunu göstermiş; bu talep özellikle CHP’ye yönelik önemli bir toplumsal destek ve güven olarak ortaya çıkmıştır.
Partinin, yeni kent ve beldelerde elde ettiği başarılar, seçmen tabanını genişletmiş ve yalnızca belirli bölgelerle sınırlı olduğu yönündeki algıyı zayıflatmıştır.........
