Türkiye - Avrupa Birliği ilişkilerindeki yapısal sorunlar neler?
Son dönemde Avrupa Birliği (AB) yöneticilerinin, son olarak da AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen’in Türkiye’ye ilişkin sözleri, ülkemizde hayli tepki çekti. Tepki gösterenler, Türkiye’nin öneminden, AB’nin Türkiye’ye olan gereksiniminden, Türkiye’nin AB olmadan da yoluna devam edeceğinden bahsettiler. Peki, Türkiye, bu sözler karşısında gereğini yapıyor mu, yaptı mı, yapacak mı? Hayır. AB de en çok buna güveniyor zaten. Şimdiye dek Türkiye’yle ilgili çok daha ağır sözler edilmesine karşın, Türkiye’nin açıklama yapmak dışında, hiçbir adım atmaması, eylemli tepki vermemesi, AB yöneticilerini daha da cüretkâr ve hatta küstah kılıyor mu? Evet.
Öyleyse Türkiye – AB ilişkilerindeki yapısal sorunları tartışmakta yarar var.
Çünkü Türkiye – AB ilişkileri, salt Türkiye – AB ilişkileri değildir. Çok daha fazlasıdır. Çünkü AB; Türkiye içindeki güç odaklarının kendi aralarındaki çelişkilerde taraftır. Bu nedenle Türkiye – AB ilişkileri üzerinden Avrupa’nın desteğini almak isteyenlerle (büyük sermaye çevreleri, numaracı cumhuriyetçiler, ayrılıkçı Kürtçüler, din tacirleri) buna karşı çıkanların mücadelesi, Türkiye – AB ilişkilerinin bir parçasıdır. Kısacası AB; Türkiye’nin iç siyasetinde taraftır. Siyasal İslamcılardan, etnik ayrılıkçılardan, liberallerden, numaracı cumhuriyetçilerden, mezhepçilerden yana taraftır. Bunlar da AB desteğini alarak Türkiye’deki ulusalcıları, Atatürkçüleri, yurtseverleri, cumhuriyetçileri, ayakları Anadolu topraklarına basan solcuları, devrimcileri alt etmeye çalışmışlardır, çalışmaktadırlar. Ergenekon, balyoz, Oda TV davalarında bunu görmüştür Türkiye. AB; FETÖ terör örgütüne, aynen PKK terör örgütüne sahip çıktığı gibi sahip çıkarken, o dönemde Silivri’de tutsak olan komutanlar, gazeteciler, yazarlar, bilim insanları için en küçük bir açıklama bile yapmamıştır. Tam tersine o hukuksuzluğu desteklemiştir. Bugün de PKK terör örgütü ve FETÖ terör örgütü mensuplarının en büyük sığınağı ve destekçisi AB’dir.
AB, TÜRKİYE’DE KİMLERİ DESTEKLİYOR?
Avrupa Birliği; bazen uyum yasaları diyerek, bazen BM ikiz sözleşmeleri diyerek, bazen Kürt sorunu diyerek, bazen Lozan’da olmayan azınlıklar diyerek, bazen Alevi yurttaşlarımızı İslam dışı ve azınlık olarak göstermeye çalışarak, bazen ekümenik patrikhane diyerek, bazen sözde soykırım iddiaları diyerek, bazen Kıbrıs diyerek, bazen Ege adaları diyerek, bazen Annan Planı diyerek, bazen demokrasi ve özgürlükler diyerek, hem Türkiye’nin içişlerine karışmaktadır hem de Türkiye’nin taraf olduğu ikili ve çok taraflı anlaşmazlıklarda, hep karşı tarafın arkasında durmaktadır.
Türkiye’deki etnik ayrılıkçılar, mezhepçiler, din tacirleri, numaracı cumhuriyetçiler, liberaller, liberal solcular (ne demekse) kendileri açısından AB’yi etkili şekilde kullanırken, AB de onları en verimli kullanmıştır. Bu sayede Türkiye’nin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği, siyasal birliği aleyhine onlarca, yüzlerce talepte bulunmuştur. KKTC’de, kurucu cumhurbaşkanı, milli kahraman Rauf Denktaş karşıtı her türlü faaliyetin içinde olmuştur AB.........
