Yalçın Hocamız: Türkiye solunun iyi kalpli çılgın delikanlısı
Sonsuzluğa göçtü Yalçın Küçük.
Yalçın Hocamız artık bu dünyada değil. Kitaplarını ve inadını bize bıraktı.
Unutulmaz Mahmut Dikerdem, Moda Cem Sokak’taki çalışma odasında onu ziyaret ettiğimde, 1980 yazıdır, bana onu sormuştu. “Yalçın Küçük Avrupa çapında bir aydındır” demişti ve Doğan Avcıoğlu gibi Küçük’ün de dosya sahibi örnek aydınlardan biri olduğunu, biz genç kuşağın da o yolu izlemesi gerektiğini söylemişti.
Işıklar içinde uyusunlar.
Hocamızın katkısı çok büyüktür. Katkısını, en umulmadık yerlerde boy veren büyük yazınsal, sanatsal, siyasal yankılarla yeniden yaşamak mümkün. Kendisine demokrat denilmesini küfür sayan, sosyalist bir fikir fabrikasıdır. Daha çok uzun yıllar onun katkılarını aklında taşıyacak genç kuşaklar. Elbette aşarak taşıyacaklar...
Hiç abartma yapmadığımı, 1993’te yazdığım satırları yeniden hatırlatarak söyleyebilirim. Türk düşüncesine, o düşüncenin hak ettiğinden çok daha fazlasını vermiş bir yaratıcı fikir işçisidir aramızdan ayrılan.
Az sayıda bastığım “Entellektüel Şiddetin Eşiğinde” başlıklı ilk kitabımın girişinde, kendi sürgünümde yazdıklarımın altını bugün de, aradan geçen 33 okuma-araştırma-inceleme-yazı yılından sonra, çizerek hatırlatmak durumundayım:
“Türk aydınının tarihi, hiç çekinmeden de altını çiziyorum, Yalçın Küçük’le başlar. (...) Yalçın Küçük’le, onun entelektüel müdahalesiyle başlayan tarihin öncesine âşık zavallılara ise şunu söylüyorum: Yalçın Küçük’ten öncesi Türk aydınının tarihine olsa olsa bir mukaddimedir. İsteyen hazırlıktır da diyebilir. Yani Türkiye kültür devriminin orta yerinden, 1970’lerle yaygınlaşan entelektüel çürümenin ta içinden çıkan bu entelektüel şiddet vurgusu ile ben, Türk aydınının tarih öncesinin kapandığını........
