Batı’nın 'Adnan Hocaları': Epstein ile örtülen ne?
Ortada giderek derinleşen bir kriz var. Yalnız Türkiye ve yakın çevresinde değil, parçası olduğu Avrupa’da da durum nitel bir farklılık arz etmiyor. Zaten biraz da o nedenle 1913-14 ikliminden söz edilmiyor mu?
Öyle ve bu çaresizliği yönetenler bizzat bağırıyor zaten. 2026 ile birlikte yoğun bir iklim değişikliğine tanık oluyoruz. Siyasette. Krizin derinleşmesiyle birlikte çare bulduklarını sananlar “müesses nizam” içinde iktidar koltuğuna oturabileceklerini düşünüyorlar. Aşırı sağ denilen çevreler bunlar.
Lider ülke ABD’nin sallandığını görüyoruz. Avrupa’nın hegemon ülkesindeki iktidar elitleri adına Başbakan Friedrich Merz, ki tam bir Atlantikçidir, ABD liderliğinin sarsıldığını ilan etti. Siyasi terbiyesi bu netlikle ifade etmesine izin vermemiş olabilir, ama söylemek istediği şuydu: Artık küresel sorunları tek başına sırtlayabilecek, dünya kapitalizmini yönlendirebilecek güçte bir ABD liderliği yok. Ama yerine hiçbir ülkenin geleceği de yok. Belki Çin, o da Rusya desteğiyle ve BRICS üzerinden, fakat maocu/ilerici gelenek bazı frenleriyle sahne almış durumda. Her şeye izin vermiyor.
Gerçi uluslararası siyasette 110 yıl önceki tehlikeli gelişmeyi andıran sürtüşmelere tanık olduğumuzu belirttik, ama II. Dünya Savaşı’nda yaşanmış bazı sahneler veya “karşılaşmalar” da yok değil.
Neyi mi ima ediyoruz?
GÜNÜMÜZÜN LENİNGRAD KUŞATMALARI: YENİDEN Mİ?
Şunu: Rasyonel ve bilimsel olan geri çekiliyor, sahneyi her türlü metafizik, saldırgan büyüksenmeler, temelsiz güç gösterileri kaplıyor. Yani, ortada, bu yeni gericilik çağında, Gazze, Venezuela ve Küba’ya yönelik kuşatmalara, işlenen cinayetlere bakınca, aklımıza Leningrad kuşatması geliyor. Emperyalist sistem yeni (ve daha ılımlı) Leningrad kuşatmaları düzenleyebilecek güçte olduğu yanılgısı........
