Trump’ın tavuğu ve kazı!..
Erdoğan bir haftada iki kez CHP’nin “yerli ve milli duruş sergilemediğini” iddia ederken, “dış mihraklardan kurtulması” çağrısında bulundu.
Önümüzde, ülkemizin dış politikasının tamamen demirlenip bölgemizin kaderinin belirleneceği NATO Zirvesi var ya; haydi kendilerinin Trump’la ilişkilerini özetleyelim.
En yakın arkadaşı ve iş adamı Tom Barrack’ı Ankara’ya Büyükelçi, Suriye’ye de özel temsilci olarak atarken, “olağanüstü iş yapmasını bekledikleri” vurgulandı...
Trump’ın Erdoğan’a, “Bölgede size güveniyoruz... Bölgesel politikalarımızda sizinle çalışacağız.” dediği duyuruldu...
“Bölgesel politikalarda birlikte çalışmaktan” ne kastedildiğini açıklayan sömürge valisi Barrack, SDG görünümlü PKK/YPG’nin Washington için “önemli müttefik” olduğunu belirtirken; Türkiye, Körfez, Suriye ve İsrail arasında yeni bir diyalog sürecinden söz edip, bunu “Şii hilalinden kurtulmak” diye nitelendirdi...
TRUMP SADECE ERDOĞAN'I DEĞİL TSK'YI DA SEVİYOR
Bizzat Trump’ın Erdoğan’a övgülerini hatırlatalım.
Örneğin NATO ülkeleri hakkında sorulan bir soruyu cevaplandırırken şunları söyledi:
“Erdoğan benim dostum. Erdoğan'la ne zaman bir sorunları olsa, onunla konuşamadıkları için beni aramamı istiyorlar. O çok çetin bir adam. Aslında onu çok seviyorum. Aslında, bilirsiniz, güçlü bir ülke, güçlü bir ordu kurdu. Ama onunla başa çıkmakta zorlanıyorlar ve onu aramamı istiyorlar. Ben de onu arıyorum ve her zaman onunla bir çözüm yolu buluyorum. Biliyorsunuz, o ve ben her şeyi hemen çok hızlı bir şekilde hallediyoruz.”
Bir başka açıklamasında yine Erdoğan’ın çok akıllı ve çok güçlü bir adam olduğunu belirtirken, Suriye’deki ABD askerlerinin ne olacağı sorusuna, “Bunu yapmanın başka bir yolu olmalı. Bunlardan biri de Türkiye.” diye cevaplandırıp şöyle devam etti:
“Türkiye önemli bir güç. Erdoğan iyi anlaştığım biri. Büyük bir askeri gücü var. Ve bu gücü savaşlarda yıpranmadı. Çok güçlü ve etkili bir ordu kurdu.”
“Erdoğan, İsrail’i tehdit etmeyi sürdürüyor. Sizce İsrail ile Türkiye arasında bir çatışma ihtimali var mı?” sorusuna verdiği cevap malûm. Erdoğan’ı çok sevdiğini tekrarladıktan sonra şöyle konuştu:
“Böyle bir şey duymadım. Eğer duysaydım onu arardım ve her şeyin yolunda olduğundan emin olurdum. Türkiye ile böyle bir şeyin yaşanacağını sanmıyorum; en azından ben başkanken olmaz. Çünkü o bana saygı duyuyor, ben de ona saygı duyuyorum. Bunun ötesinde, aramızda iyi bir dostluk var.”
Trump son olarak, “Erdoğan ‘gel’ dedi, gidiyorum. Erdoğan’a saygımdan dolayı NATO’ya katılacağım. O olmasaydı, belki zirveye gitmezdim.” sözleriyle, bizimkilerin dört gözle beklediği NATO Zirvesi’ne katılacağı ve Türkiye’ye “hediye çantasıyla” gideceği müjdesini (!) verirken şunları kaydetti:
“O bir NATO üyesi. İnsanlar Türkiye'nin askerî açıdan ne kadar büyük bir güç olduğunu bilmiyor. Çok güçlü bir ordusu var. Neredeyse ABD kadar savunma ekipmanları var... O benim bir dostum ve savaşın dışında kaldı. Biliyorsunuz, İran'la yaşanan savaşa dahil olabilecek en güçlü adaylardan biriydi. Hatta belki de İran'ın tarafında yer alabilirdi. Çünkü bildiğiniz gibi İsrail'in büyük bir hayranı değil. Ben de ondan savaşın dışında kalmasını istedim. O da öyle yaptı... Erdoğan biraz tartışmalı bir isim, ama ben de öyleyim. Ancak onu tanıyorum. Bence çok iyi bir insan, bize çok yardımcı oldu...”
Hemen dibinde oturan NATO Genel Sekreteri Rutte de, İran’ın nükleer yetenekler edinmeye çok yakınken, Trump’ın yaptıklarının çok önemli olduğunu vurguladıktan sonra, “Erdoğan-Trmup görüşmesi çok kritik. Erdoğan bizi iyi ağırlayacak.” dedi.
Trump’tan günlerce önce Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da,........
