menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konuşan yargı, damgalayan medya

17 0
24.03.2025

İktidar kalemşorlarına göre, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali ve tutuklanması operasyonları siyasi değil, kriminal.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, “Yargı anlatmaz. Yargı konuşmaz. Yargı kendini savunmaz” kalıbını kullandı. Yargının sessiz kalmasının “siyasi operasyon algısına yol açtığını” savundu.

Halbuki o eskidendi, yargı konuşmazdı. Artık yargı konuşuyor, suçluyor, hatta polemiğe bile giriyor bazen. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın İmamoğlu operasyonları hakkındaki açıklamaları “Konuşan yargı”nın kanıtı. Açıklamalarda İmamoğlu ve gözaltına alınan öbür isimler, yolsuzluklardan ve terör örgütüne yardımcı olma suçlarından hüküm giymiş gibi gösterildi, masumiyet ilkesi ihlal edildi. Daha sorgusu bile başlamadan İmamoğlu’nun şirketine, Murat Ongun’un malvarlığına el konulması hükmün baştan ilan edilmesinin sonucuydu.

“Konuşan yargı”nın bir işareti de Sabah yazarı Okan Müderrisoğlu’nun yazısında yer alıyordu. İmamoğlu, 13 Ocak’ta, Başsavcı Akın Gürlek’e mesaj atıp randevu istemiş ama Gürlek ona yanıt bile vermemiş. Herhalde mesaj attığını, İmamoğlu’ndan öğrenmemiştir.

İmamoğlu operasyonlarının “siyasi değil kriminal” olduğunu savunanlardan biri de Yeni Şafak yazarı Ali Saydam’dı. Ona göre de muhatapları yeterince konuşmadığı için olay siyasi boyuta indirgenmiş. “İşin kriminal boyutunun, hatta kriz başlamadan önce, anlatılmaya başlanması gerekirdi” uyarısında bulunuyor iktidara.

İktidar yanlısı birçok gazetecinin savunduğu bu tez gerçeği yansıtmıyor. Her şeyden önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, iftar konuşmaları operasyonun siyasi olduğunun kanıtı. “Kriminal boyutu”nu anlatmaya da iktidar medyası aylar öncesinden başlamış, İmamoğlu ve ekibini suçlu olarak damgalama kampanyası yürütüyordu. “Vurgunun adresi İBB iştirakleri” “Senden olsa olsa çetebaşı olur”, “Balya balya rant ağı deşifre”, “İmamoğlu-DEM-Kandil anlaşmasının detayları çıktı: 100 milyon dolar” gibi haberlerin yayımlanmadığı gün geçmiyordu neredeyse.

Üniversite diploması da kampanyanın parçasıydı. Hürriyet yazarı Nedim Şener başta olmak üzere, iktidar medyası neredeyse tüm mecralardan İmamoğlu’nun diplomasının usulsüz olduğu hükmünü ilan ediyordu. Nitekim diploma iptalini de siyasi karar olarak göstermekten kaçındılar. Çoğu haberde iptalin, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını engellediği bilgisi bile yoktu.

İmamoğlu’na yönelik operasyonu “siyasi değil kriminal” göstermek için olağanüstü çaba harcadı iktidar medyası. “Suç örgütü elebaşı” (Akşam), “Eko sistem” (Sabah), “İhale karşılığı milyarlık villa” (Sabah), “Muz gibi rüşvet (Takvim), “Balya balya soymuşlar (Akit), “Oğlunun arkadaşlarına ihale” (Yeni Şafak) benzeri manşetlerle kampanyayı sürdürdü.

Hem de medyadaki “kriminal” gösterme kampanyası, polisin operasyon görüntüleri ve dosyadaki gizli bilgilerle besleniyor; “Konuşan yargı” burada da kendini gösteriyordu. Tek yanlı, tepkileri, yüzbinlerce insanın toplandığı Saraçhane mitinglerini, tüm ülkeye yayılan protestoları görmezden gelen, suçlamalara karşı verilen yanıtları yok sayan yayınlar yaptılar, yapıyorlar.

Tabii muhalif medyanın da çoğu gizli tanıkların ifadelerine dayanan iddiaları, suçlananların yanıtları ve analizlerle ayrıntılı olarak yayımlaması gerekirdi. İmamoğlu operasyonun siyasi niteliğinin toplumda yeterince anlaşılması için soruşturmanın tüm yönleriyle aktarılması zorunlu.

Gazeteciliğin temel ilkeleri askıda, damgalayan medya, “Konuşan yargı”ya yardım telaşında…

İstanbul’daki operasyonda iş insanı Ali Nuhoğlu’nun evinde 40 milyon lira, işyerinde de 1 milyon 300 bin dolar, İmamoğlu’nun danışmanı Murat Ongun ile Emrah Bağdatlı'nın adreslerinde de “yüksek........

© 12punto