menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya bunalımda, insanlar reçeteye mahkûm

14 0
30.12.2025

Johann Hari, Kaybolan Bağlar: Depresyonun Gerçek Nedenleri ve Beklenmedik Çözümler adlı kitabında, bugün ABD’de her beş yetişkinden birinin psikiyatrik sorunlar nedeniyle en az bir ilaç kullandığını söylüyor. Orta yaşlı kadınlar arasında bu oran daha da çarpıcı: Neredeyse her dört kadından biri antidepresan kullanıyor. Bu tablo yalnızca ABD’ye özgü değil. Örneğin Fransa’da her üç kişiden biri antidepresanlar gibi yasal psikotropik ilaçlara başvuruyor. Hari’nin aktardığına göre Avrupa’da antidepresan kullanım oranında Birleşik Krallık başı çekiyor.

Dahası var. Batı ülkelerinin su kaynaklarını inceleyen bilim insanları, yapılan testlerde düzenli olarak antidepresan kalıntılarına rastlıyor. Bu durum, söz konusu ilaçları kullanan ve vücutlarından atan insan sayısının ne denli fazla olduğunu gösteriyor. Öyle ki, içme sularından bu maddeleri tamamen süzmek neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. İnsanlık adeta antidepresanların içinde yüzüyor.

Ancak tablo yalnızca bu verilerle sınırlı değil.

Birleşmiş Milletler’in son yıllarda yayımladığı bir rapora göre, dünya genelinde yaklaşık bir milyar insan bir tür ruhsal bozuklukla yaşıyor. Daha da çarpıcı olanı ise her yedi gençten birinin bu gruba dâhil olması. Gençlerin içinde bulunduğu duruma ilişkin bir diğer önemli veri Dünya Sağlık Örgütü’nden geliyor. Buna göre ruhsal hastalık yaşayan insanların büyük bir bölümü yeterli tedavi desteğine ulaşamıyor.

Örneğin dünya genelinde psikoz hastalarının q’i ruh sağlığı hizmeti alamıyor. Yüksek gelirli ülkelerde psikoz hastalarının yaklaşık p’inin tedavi edildiği bildirilirken, düşük gelirli ülkelerde bu oran yalnızca ’de kalıyor. Depresyon açısından tablo daha da karanlık: Yüksek gelirli ülkelerde bile depresyon hastalarının yalnızca üçte biri resmi ruh sağlığı hizmeti alabiliyor. Asgari düzeyde yeterli tedavi oranının ise yüksek gelirli ülkelerde #’ün altında, alt-orta gelirli ülkelerde ise %3’e kadar düştüğü tahmin ediliyor.

Dünya sanki derin bir bunalım içinde dönüyor. İnsanlar ilaçlara tutunuyor, antidepresanlarla ayakta kalmaya çalışıyor; tutunamadıkları noktada ise yaşamlarına son veriyor. Resmî rakamlara göre dünyada her yıl 700 binden fazla insan intihar ediyor.

Antidepresanlardan söz etmişken Türkiye’ye dair veriler de dikkat çekici. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) verilerine göre, Türkiye’de 2008–2020 yıllarını kapsayan 12 yıllık dönemde kişi başına düşen antidepresan kullanım miktarı v arttı. Aynı verilere göre Türkiye, Avrupa’da antidepresan ilaçlara en çok harcama yapan ülkeler arasında dördüncü sırada yer alıyor.

Ipsos’un Ekim 2024’te yayımladığı Dünya Ruh Sağlığı Monitörü Araştırması da tabloyu teyit eder nitelikte. 2021 yılında toplumun ’u ruh sağlığını ülkenin en önemli sağlık sorunu olarak görürken, bu oran 2024’te 0’a yükselmiş durumda.

Belki de fırtına öncesi sessizlik çoktan aşıldı. Artık her üç kişiden biri yaklaşan fırtınanın işaretlerini veriyor. Ruh sağlığını; yani aklımızı, duygularımızı ve davranışlarımızı öne çıkarıyor, bu alanlardaki derin yaralardan söz ediyor.

Antidepresan kullanımındaki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstinye Üniversitesi Psikoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ebru Şalcıoğlu, bu durumu şu sözlerle özetliyor:

“Antidepresan kullanımındaki bu sıçrama, toplumun kolektif olarak yaşadığı zorlanmayı yansıtıyor.”

Şalcıoğlu’na göre pandemi sonrası dönemde ekonomik kriz, işsizlik, belirsizlik, göç ve doğal afetler gibi toplumsal koşullar; özellikle Türkiye’de kaygı, umutsuzluk ve depresyon gibi ruhsal sorunları daha görünür kıldı. Bu ortamda antidepresan kullanımındaki........

© 12punto