Teşhir yürüyüşü: Perp Walk’ın Türkiye’deki görüntüsü
“Davacıya uygulanan teşhir yürüyüşü, davacının özel hayatına ve kişisel haklarına müdahale eden bir yakalama işlemi niteliğindeydi ve meşru hiçbir kolluk amacı veya gerekçesi bulunmaksızın davacıyı küçük düşürmeye yönelik bir biçimde gerçekleştirildi.”
Lauro v. Charles, 219 F.3d 202 (2d Cir. 2000)
Bir kişinin gözaltına alınırken bu anların kameralara yansıması ile bir kişinin gözaltına alınırken halka afişe edilmesi aynı şey değildir. İlkinde ceza soruşturmasının yürütülmesiyle ilgili bir işlem vardır. İkincisinde ise artık soruşturmanın nasıl yürütüldüğünden başka bir mesele ortaya çıkar: Hakkında henüz kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan kişiyi topluma nasıl gösterilmektedir?
Son yıllarda Türkiye'de bu soruyla daha sık karşılaşıyoruz. Özellikle kamuoyunun yakından tanıdığı kişilerin gözaltına alınmaları sonrasında ortaya çıkan görüntüler, tartışmayı yalnızca soruşturmanın kendisiyle sınırlı bırakmıyor. Kelepçeli bir şekilde yürütülen, etrafı çok sayıda kolluk görevlisiyle çevrilen veya kameraların karşısında adliyeye götürülen kişilerin görüntüleri kısa sürede televizyonlara ve sosyal medyaya ulaşıyor.
Oğuzhan Uğur, Deniz Göktaş veya son dönemde uyuşturucu soruşturmaları kapsamında gündeme gelen tanınmış isimler bakımından da aynı durumla karşı karşıya kaldık. Burada bu kişilere yöneltilen suçlamaların doğru olup olmadığı üzerinde durmuyorum. Bunun cevabını soruşturma ve yargılama verecek. Asıl mesele, soruşturmanın sonucu beklenmeden ortaya çıkan görüntünün kendisi.
Çünkü bazı görüntüler yalnızca bir olayı göstermiyor. Aynı zamanda kişiler hakkında bir kanaat de oluşturuyor. Amerikan hukukunda bu meselenin yerleşmiş bir adı var: perp walk. “Perpetrator walk” ifadesinden türeyen kavram, kolluk tarafından yakalanan veya gözaltına alınan kişinin basının görüntü alabileceği şekilde yürütülmesini ifade ediyor. Uygulamanın hukuki tartışması da burada başlıyor. Belirtmek gerekir ki, basının bir sevk işlemini görüntülemesi ile kolluğun görüntülenmeyi sağlayacak biçimde hareket etmesi arasında fark bulunuyor.
Bu farkı en açık biçimde ortaya koyan kararlardan biri, Amerika Birleşik Devletleri’nde New York Güney Bölgesi Federal Bölge Mahkemesi’nde başlayan ve ardından İkinci Daire Temyiz Mahkemesi’nin önüne gelen Lauro v. Charles, 219 F.3d 202 (2d Cir. 2000) kararıdır.
Dava, New York'ta gözaltına alınan John Lauro'nun, herhangi bir adli veya kolluk işlemi gerektirmemesine rağmen basının görüntü alabilmesi amacıyla “perp walk” olarak bilinen uygulamaya maruz bırakılması üzerine açılmıştır.
Lauro, bir apartman dairesine girerek hırsızlık yaptığı şüphesi üzerine yürütülen soruşturma kapsamında New Jersey'deki evinden dedektifler tarafından New York'a gelmeye ikna edilmiş ve burada tutuklanmıştır. Lauro, tutuklandıktan sonra polis merkezine götürülmüş ve yaklaşık iki saat boyunca burada tutulmuştur. Bu aşamaya kadar gerçekleştirilen tutuklama ve polis merkezine sevk........
