Bir yargıcının isyanı ve avukatlık ilkeleri
Bolu’daki otel yangını ve 15 yaşında bir çocuğun İstanbul’da pazar yerinde öldürülmesinden bahsetmek istiyorum.
Hukuk-siyaset ilişkisinin anlaşılması ve hukukçuların görüş bildirirken nasıl davranmaları gerektiği konusunda örnekler içeriyor bu olaylar.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Bolu Kartalkaya’da meydana gelen yangınla alakalı Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.
https://www.tbmm.gov.tr/MeclisArastirmasiKomisyonlari/KartalKayaYangin-Anasayfa
Yangında hayatını kaybeden stajyer doktor Yiğit Gençbay’ın babası Abdurrahman Gençbay komisyondaki oturumda bir konuşma yapmış. Acılı baba Abdurrahman Bey 2019 yılından bu yana Danıştay 9’uncu Daire Başkanlığı görevini yürütüyormuş.
Ülkemizde devletin ve hukukun nasıl işlediğini iyi bilen bir hukukçu olarak komisyondaki konuşmasında sarf ettiği sözlerin bir kısmını, yorum yapmaksızın, paylaşmak istiyorum.
Açıkçası haberi ilk okuduğumda üst düzey bir yargıcın bu ifadelerinin daha çok tartışılacağını düşünmüştüm. Yargı üzerinde yoğun baskı olduğu bu dönemde açık sözlü ve cesur tespitlerinden dolayı kendisini kutluyorum.
Haber metninin tamamını yazının sonunda yer alan linkte bulabilirsiniz.
Gençbay, kendisinden önce konuşanların “Ya, bizim burada ne işimiz var? Ya, biz niye acımızı yaşamıyoruz? Biz niye yangın raporu okumanın peşine, iş müfettişi raporu okumanın peşine, Turizm Bakanlığının yetkilerini araştırmanın peşine düşmüşüz? Bizim ne işimiz var ya?” sorularına atıfta bulunarak, “Evet, asıl sorun tam da burada düğümleniyor. Sorun ne biliyor musunuz? Sorun aslında yargıya olan güven sorunu” dedi.
Ben on üç sene Adalet Akademisinde ders anlattım ve o çocuklara en son........© 12punto
