Yapay Zekâ çağında siber güvenlik: KGM ve Meta örnekleri
Yapay zekâ konusunda en çok konuşulan konuların başında iş kayıpları geliyor. Bir grup insan yapay zekânın insanlığın sonunu getireceğini düşünüyor. Bir başka grup ise bütün mesleklerin ortadan kalkacağından korkuyor.
Bence bugün çok daha gerçek bir tehlikeyle karşı karşıyayız.
O da yapay zekânın kurumların sistemlerine düşünülmeden bağlanması.
Son birkaç gün içinde karşıma çıkan iki olay bunun ne kadar ciddi bir sorun olduğunu bir kez daha gösterdi. İlginç olan ise olaylardan birinin Türkiye'de bir kamu kurumunda, diğerinin ise dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden birinde yaşanmış olmasıydı.
Bayram dönüşü HGS kayıtlarında bir sorun olup olmadığını kontrol etmek için Karayolları Genel Müdürlüğü'nün sistemine girdim.
Karşıma çıkan tablo oldukça şaşırtıcıydı.
Herhangi bir kimlik doğrulaması yapmadan yalnızca plaka bilgisiyle geçiş kayıtlarına ulaşılabiliyordu.
Daha ilginci, sorguladığımız araç 2023 model olmasına rağmen sistemde 2017 yılına ait kayıtlar görünüyordu.
Kısa süre sonra sebebini anladım.
Sistem aracı değil plakayı takip ediyordu.
Yani aynı plaka geçmişte başka bir araçta kullanıldıysa o döneme ait kayıtlar da görüntülenebiliyordu. Başka bir ifadeyle bir kişinin geçmiş yolculuklarına başka bir kişi ulaşabiliyordu.
Konuyu bildirmek için çağrı merkezini aradım.
Karşıma yapay zekâ destekli bir sesli yanıt sistemi çıktı.
Merak edip bir plaka verdim.
Sistem plakanın bana ait olup olmadığını doğrulamadan ilgili geçiş bilgilerini paylaşmaya başladı.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta yapay zekâ değil.
Asıl sorun, yapay zekânın eriştiği verilerin ve yetkilerin nasıl tanımlandığı.
Tam bu noktada insanın aklına geçen hafta yayımlanan KVKK kararı geliyor.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, çalışanların mesai takibinde parmak izi, yüz geometrisi, retina ve iris gibi biyometrik verilerin kullanılmasına karşı oldukça sınırlayıcı bir yaklaşım benimsedi.
Gerekçe de son derece mantıklı.
Bu veriler son derece hassas. Ele geçirildiklerinde değiştirilmeleri mümkün değil.
Ancak insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Bir tarafta şirketlerde parmak iziyle mesai takibi yapan sistemler mercek altına alınırken, diğer tarafta vatandaşların seyahat geçmişine ilişkin bilgiler yeterli doğrulama olmadan erişilebilir durumda olabiliyorsa burada öncelik sıralaması doğru mu kuruluyor?
Bir kişinin işe kaçta geldiğini bilmek ile bir kişinin hangi şehirlerde........
