menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

James Joyce ve anlaşılır olmak

90 0
19.05.2026

İlk romanlarında da su içer gibi kolay okunabilecek bir stili olduğu söylenemez ama zaman ilerledikçe James Joyce’un üslubu gittikçe daha zor okunabilir, anlaşılamaz olmaya başladı. 

“Ulysses” oldukça zor bir kitaptı ama en azından sabır gösterildiğinde okunabilecek durumdaydı. Ama zaman geçip “Finnegans Wake”i yayınladığında James Joyce sonunda amaçladığını yapmış ve anlaşılmaz olmanın paralel evrenine geçmişti. 

Bir önceki cümlede “sonunda amaçladığını” dedim çünkü James Joyce’un baştan itibaren anlaşılır olmaktan tamamen çıkmak gibi bir amacı olduğu yolunda şüpheler var. Yazarın bu konuda etrafına söyledikleri biliniyor.

Anlaşılmaz olmak gibi bir amacı olmasa bile ustası olduğu yazı stili anlaşılmayı gerçekten zor kılan bir stildi.

İç monolog veya bilinçakışı denilebilecek edebi stil, yazara ele aldığı kişinin o andaki iç düşüncelerini, kendisiyle iç monoloğunu okuyucuya aktarma imkânı sunan ve döneminde edebiyatta modernin bir göstergesi olan stildi. Kişinin o andaki iç düşünceleri ve iç monoloğu caz sanatçısının doğaçlama çalmaya geçtiği andaki ruh haline benzer.

***

Tabii insanlar kendi kendilerine düşünürken imla ve mantık kurallarına dikkat etmek zorunda olmadıklarından, iç monolog stilinde yazan yazar da romanında kendisini imla kurallarına, cümlelerin iç düzenine, mantık kurallarına dikkat etmek zorunda hissetmiyordu. 

Böylece, bu stil doğrultusunda Joyce anlaşılması olanaksız sayfalarca cümleyi yazma imkânı buluyordu. 

Ulysses’i, Finnegans Wake’e göre daha anlaşılır kılan özellik, muhtemelen çoğunluğunun gündüz vakitlerinde geçmesiydi. 

Gündüz saatlerinde insanların iç monologlarının daha mantıklı olması gerektiğinden Ulysses biraz olsun anlaşılabilirdi. 

Finnegans Wake ise gecelerin romanıydı. İnsanların rüyalarında kurabileceği türde iç monologlar aktarıldığından ve rüyalarda tüm mantık kuralları altüst olabildiğinden Finnegans Wake’deki iç monologların anlaşılabilmesi hemen hemen imkansız hale gelmişti. 

Joyce bu romanında neredeyse yeni bir dil icat etmişti. Buna, rüyaların özel dili de diyebilirsiniz.

***

Şimdi baştan hemen söyleyeyim; Joyce elbette büyük hatta dahi bir yazardı. Sonuçta bizlere daha hâlâ  tartışabildiğimiz eserler bıraktı. 

Ama dehası büyük olan her insanda olabileceği gibi Joyce da normalin sınırlarını zorluyordu. 

Kimseye deli........

© 10 Haber