Yalan En Çok Yalancıyı Zayıflatıyor
Yalansız bir dünya hiç olmadı.
Muhtemelen hiçbir zaman da olmayacak.
İnsanlık tarihi kadar eski olan yalan, bazen korkudan, bazen hırstan, bazen de kırmamak adına söylenir. Masum görünen küçük yalanlar da vardır; savaşların, ekonomik krizlerin ve devletlerin kaderini değiştiren büyük yalanlar da. Asıl soru ise insanların neden yalan söylediği değildir. Asıl soru, yalanın geride ne bıraktığıdır.
Hayatım boyunca farklı ülkelerde yaşadım; diplomaside, uluslararası kuruluşlarda ve özel sektörde birbirinden çok farklı kültürlerle çalıştım. Bu uzun yolculuğun bana öğrettiği en önemli derslerden biri şudur: Bir insanın en değerli sermayesi bilgisi, makamı ya da serveti değil; sözüne duyulan güvendir.
Bu yüzden öğrencilerime, birlikte çalıştığım genç profesyonellere, dostlarımın çocuklarına yıllardır aynı cümleyi tekrar ederim:
“Sakın yalan söylemeyin.”
Bunu bir ahlâk dersi olarak değil, hayatın bana defalarca doğruladığı pratik bir gerçek olarak söylüyorum. Çünkü yalanın ilk mağduru çoğu zaman karşıdaki kişi değildir. İlk zarar gören, yalanı söyleyenin kendisidir. Her yalan vicdanda küçük bir çatlak açar; zamanla karakteri aşındırır, sonunda ise insanın en zor yeniden inşa edeceği şeyi, itibarını tüketir.
Türkçenin bu konuda iki güçlü atasözü vardır. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” Bir diğeri ise ilk bakışta bunun tam tersini söyler: “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.” Oysa hayat, ikisinin de doğru olabileceğini gösterir. Doğruluk bazen kısa vadede bedel ödetir; ama yalanın faturası daima daha ağır gelir. Geçici bir rahatlama sağlar, kalıcı bir güven kaybı yaratır.
Bir Bankanın Bana Öğrettiği
1984 yılında yüksek lisans yapmak için Londra’ya gittiğimde elimde büyük hayaller, cebimde ise sınırlı imkânlar vardı. Geceleri çalışıyor, gündüzleri London School of Economics’de okuyordum. Buna rağmen okul ücretimi ödeyebilmek için yaklaşık dört bin sterline ihtiyacım vardı. O günün şartlarında bu, benim için ulaşılması güç bir meblağdı.
NatWest Bankası’nın Holborn şubesine gidip durumumu olduğu gibi anlattım.
“Şu anda ödemeye başlayamam. Ama mezun olup iş bulduğum gün ilk işim bu borcu ödemek olacak.”
Ne kefil istediler. Ne mal varlığımı sordular. Ne de önüme uzun formlar koydular.
Kısa bir görüşmenin ardından kredi........
